Gaziantep’e 2009 çıkartmamızdan sonra 2012 dönüşümüz çok ihtişamlı oldu. Ciğer ve Cartlak kebapları konusunda eksik olan ufkumuzu aynı tarihlerde orada olmamızdan istifade ederek Löplöpçüler ile tamamladık. ...

Hep önce yedik ve sonrasında anılar demlendikçe yazdık. Bu sefer tam da Antakya‘da iken ve künefeleri, kebapları midemize indirdikten hemen sonra bu yazıyı servis ediyoruz. Bir de böyle deneyelim istedik. ...

Be mübarek! Ege‘nin bütün kalamarları batıya toplanmış da bizim tarafa sadece sazan ve istavrit mi kalmış? E, hadi bütün kalamarlar Ege’nin batısını seviyor diyelim, öyleyse İzmir’de nasıl iyi kalamar bulunuyor? Ya da acaba bu canlılar bizde var ama biz bunları aslen tercih etmiyor muyuz? Kısacası bizim balık restoranlarında...

Her bir haltı enteresan şekillere sokmaya başarabilen biz Türkler, bugün Starbucks‘ı varoluşundan çok daha farklı bir anlama ulaştırmayı başarmış, Dunkin Donuts‘ı hayatımızın merkezine oturtmuş, McDonalds‘ı başımızın tacı etmişizdir. Bu sayede bir yandan cinconlara öngörülemeyen yeni vizyonlar kazandırırken, öte yandan ithal...

Hop! Bu ne? Efendim, bu bizim içine beyaz peynir atılmış menemen var ya, onun karidesli hali; Karides Saganaki. Ancak bunu Türkiye’de bulmanız zor. O yüzden Yunan’a özel diyebiliriz. Komşuda pişer bize de düşer misali beklerseniz işiniz zor olabilir. Zira her komşunun misafirini bir de kendi ağırlama tarzı vardır ya işte burada da Saganaki’yi...

Kimileri “Küşneme” der, kimileri “Küşleme”. Biz “Küşleme” diyoruz. Peki nedir küşleme? Etin alası. Sinirsiz. Has koyun eti. Löp et. Cillop. Lokum. Bir koyunun omurgasının etrafından yalnızca iki tane çıkıyor. Deniz ürünlerinde havyar ne ise, et olayında da küşleme o. Krem dö la krem. Ağlatır. Ben ağladım....

Kim demiş İtalyanlar sakatat sevmez diye?  Bayılıyorlar! 2009 ziyaretimizde tanıştığımız Lampredotto bizde daha sonra tekrar edilesi bir lezzet hissi yaratınca bu sefer soluğu ilk olarak burada aldık. Bahsedeceğimiz yer L’Antico Trippaio. Türkçesi : Antik İşkembe. Floransa’da heybetli Duomo‘nun güneyinde İlahi Komedya‘nın...

Sakarya’da askerimiz var. Bu sebeptendir tüm bu Adapazarı keşiflerimiz. Cenab-ı Hak bir sebep veriyor işte. Biz de yazıyoruz. Üçüncü ziyaretimiz ile birlikte Islama Köfte‘de Köfteci Mustafa‘da karar kıldık. Yoksa Adapazarı köfteci cenneti. ...

Kalıbımızı basarız. Kadıköy’de Kokoretto‘dan daha lezzetli kokoreç bulamazsınız! Donmaktan takırdayan ve kalıp halinde bekletilen, elektrikli ızgara üzerinde ısıtılan kokorece kokoreç diyorsanız eğer, buna tamamen farklı bir isim vermeniz gerekecek. ...

Tahtakale’ye bir ziyaret esnasında karşımıza çıkınca, bir çok yazının önüne geçmeyi başaran Hacı Şerif ve onun Dondurmalı Sıcak İrmik Helvası‘nın hikayesi 1938 yılında Denizli’de başlıyor. Şerif Helvacı’nın asıl mesleği olan şekercilik serüveninin başlaması ile İstanbul’a Dondurmalı Sıcak İrmik Helvası’nın...

Allah, Sıhhat, Para, Afiyet, Versin, Amin. İşte ASPAVA‘nın anlamı. Akrostiş yani.  Divan edebiyatındaki adıyla Muvaşşah. Bu kadar edebiyat dersi yeter değil mi? Fakat mekanın ismi edebi olmuş, biz ne yapalım? ...

İşte bir koca seneyi daha devirdik. Vay canına! 2011′de bizim için tadı damağımızda kalan en unutulmaz yerleri  geçen sene yaptığımız gibi bu sene de derleyelim istedik. Bir şeyin ikincisi oldu mu artık geleneksel olurmuş. Bu da Harbiyiyorum.com‘un gelenekseli olsun. Başlıkların üzerine tıklayarak ilgili yazılara ulaşabilirsiniz....

2011 bitmeden bir işkembe çorbacısı yazmasaydık bu bize yakışmazdı. Bakınız geçen yıl da en son yazımızı İşkembe Çorbası üzerine yazmışız. Sevin ya da sevmeyin şu bir gerçek; İşkembe çorbası hayatımızda var ve etrafınızda her üç kişiden biri mutlaka ona bayılıyor. Dışarıda çorba içmek denince akla ilk “İşkembe Çorbası”...

Her şey çok hızlı gelişti. Ne oldu, nasıl oldu da bir anda Sakarya‘ya yolumuz düştü bilemedim. Sabah kalktığımda kafamdaki ses, bana bütün bu gelişmelerin Harbiyiyorum.com için bir vesile olduğunu söylüyordu. Adapazarı’na gideceğiz ve mutlaka oradan da heybemizi doldurarak döneceğiz. Zira öyle de oldu. Üstelik bu sefer bir taşla...

Efendim çok şükür gittiğimiz ülkelerde yeme-içmeden (ya da bizim derdimizden anlayan) arkadaşlarımız oluyor ki bu sayede biz de lokal kültüre hızlıca nüfuz etmiş oluyoruz. Bakü seyahatimizde kebap çeşitleri olsun, Düşbere olsun belli başlı yerel yemekleri test ettik ama içlerinden en farklı ve lezzetli olanının “Şeki Pitisi”...

Büryan İstanbul’da Fatih’te yenir. Lakin odun ateşinde yer altında tütsülenerek hazırlanan bu kuzuları tüm alegorisi ile yemek için Bitlis‘e ve Siirt‘e gitmek icap eder. İsli olan her şeyi seven ben, “Büryan” için doğru zamanı bekledim ve mühim bir büyüğümüzden aldığım tüyo ve yiyici ekip ile “Gül...

Bir varmış bir yokmuş… İstanbul’un dışında, içine 100 lokantayı alabilecek büyüklükte bir lokanta ve bu lokantanın da menüsünde lokum gibi yumuşak, ultra lezzeti olan bir Arnavut Ciğeri varmış. Bu lokantanın dev bahçesinde krallara layık ziyafetler verilir ve geceleri tüm masalların prenseslerini kıskandıracak güzellikte rengarenk...