2010′u geride bıraktık. Bu süre zarfında Harbiyiyorum olarak birçok leziz ile tanışma fırsatımız oldu. Geriye dönüp baktığımızda aklımızda ve gönlümüzde en çok yer eden (en iyi demek doğru olamayabilir, zira başlık günümüz trendlerine bir göndermedir) on mekanı, şöyle tekrar bir zikredelim istedik. Başlıkların üzerine tıklayarak...

Ne oldu, neden oldu bilmiyorum; Atatürk Orman Çiftliği‘ndeki Şençam Köftecisi de kendini küresel dünyanın yayılımcı politikasına bırakıverdi. Bu duruma bir türlü anlam veremiyorum. Bu konuya daha sonra değineceğim. Bu yazıyı da, geçmiş zamanların ve sadece Atatürk Orman Çiftliği şubesinin hatırına yazıyorum. ...

Cumhuriyet Meyhanesi‘nin 110 yıllık geçmişi var ise Cumhuriyet İşkembe Salonu‘nun da bir o kadar mazisi vardır herhalde. Neticede meyhanede bayılanları ayıltmak için bol sarımsaklı bir işkembe çorbasından daha iyi bir şey olamaz. Bu hakikat üzerinden gidecek olursak, bayılanları ayıltmanın tarihinin, insanları bayıltmanın tarihi...

Maltepe sahilyoluna paralel giden bir üst yolda Dragos girişinde bulunan Gizem Dürüm’le beş sene evvel tanıştım. Klasik anlamda dürüm yapan yerler dışında, Gizem Dürüm’ün gerçekten mekan ve işletme anlayışı açısından gizemli ve gizli bir hali vardır. ...

İki sene olmuş Ankara’ya gelmeyeli. Adım atar atmaz Tavacı Recep Usta ismi zikredildi. Haydi gidelim dedik. 2002′den beri çok meşhur olmuş Recep Usta. Hakkında çok yazılmış ve çizilmiş. Sac Tavası, Haşlaması, Kaburga Dolması, Kiremit Tavası, Ciğeri… Hepsi de maharetli bir ustanın elinden çıkan özel lezzetler. Ankara’da...

Türkiye pazarına son yıllarda özellikle yurtdışından bir “Tavuk” atağına geçildi. Bunlardan Alman menşeili Wienerwald ve Portekiz menşeili Nandos‘u duymuşsunuzdur. Wienerwald bildiğimiz piliç çevirmeyi özel sos, çok gizli marinasyon v.b. tanımlar ile süsleyerek daha pahalıya satmayı başardı. Nandos ise Portekiz usülü alevde...

Dediler ki, döner yazmadın! İyi de, iyi döner vardı da biz mi yazmadık… Lakin sevgili dostum Gökhan Soyhan Eminönü’nde harbi yenecek bir dönerci önerdi. Gittik, yedik ve mest olduk. ...

Tavuk kanadı denen şey 1995 senesinde ortaya çıktıysa, Kanatçı Haydar 1996 senesinde hizmet vermeye başlamıştır. Amerikalıların KFC‘sini bulan Albay Sanders‘ı ne ise bizim için de Kanatçı Haydar odur. Lakin bizim Kanatçı Haydar abimiz bu ilk yeri kurup da üstüne buraya kendi ismini verdikten sonra cekedini alarak çıkıp gitmiş ve...

Sevgili yemek dostları ve Istanbul Eats yazarları Ansel Mullins ve Yigal Schleifer bize kendi sitelerinde yazmamız için fırsat verdiler. Severek takip ettiğimiz bu site’de bundan böyle yazılarımızı İngilizce olarak yazıyor olacağız. ...

Efendim Asmalımescit’deki Sisoore mi, Taksim meydanındaki Şimşek mi derken, Sisoore’yi “Karadeniz Yemekleri” klasmanına alarak pide olayında Şimşek Pide Salonu ismini zikretmeyi daha doğru bulduk. Zira burası 1974‘ten beri sadece pide yapıyor, yalnızca pide yapıyor. ...

Seksenlerin ikinci yarısı; annemle işinin öğlen arasında, o zamanlar Sirkeci’deki en büyük giyim mağazası olan Atalar‘a gittiğimizi hatırlarım. Büyük Postane Caddesi Sirkeci’nin ruhunu yansıtan en güzel yerlerden biridir. Bu yol üzerinde bugün halen var olan Ziraat Bankası’nın hemen karşısında çok büyük bir kalabalık...

Efendim, Ahmet Örs üstadın Harbiyiyorum’u Sabah‘ta kaleme almasından sonra sitemizin hitleri epey arttı tabi. Beklemediğimiz ama bizi son derece mutlu eden bu övgüler sonrasında blogumuzun gerçekten aldığı güzel yorumları layıkıyla hak etmesi açısından teknik alt yapı anlamında bir takım iyileştirmelere gittik. ...

Sürekli takip ettiğimiz Pazar Sabah’ın Lezzet Köşesi yazarı üstad ve gurumuz Ahmet Örs 8 Ağustos 2010 tarihli En İyi Yerli Yemek Blogları yazısında Harbiyiyorum’dan da bahsetmiş. Kıymetli yorumları için kendisine çok teşekkür ediyoruz. Sayesinde Harbiyiyorum’u tanıyıp bilmeyenlerde “Hoş geldiler, safa getirdiler!” Basılı...

Harbiyiyorum olarak kendimize en yakın bulduğumuz ve Türk yeme-içme kültürü’nün ruhunu araştıran bu arkadaşların 2009′dan bu yana gezip gördüklerini www’den severek izledik. (bkz. Istanbul Eats) Şimdi bu arkadaşlar bu birikimleri artık kitap haline getirmeye karar vermişler ve çok da isabetli bir iş yapmışlar. ...

Merhaba! Sevgili “HarbiYiyorum” okuyucuları… Biraz ara verdim gördüğünüz gibi. Üstelik tatile felan da gitmedim. Yaz sıcaklarında insanın dolaşası ve iştahla yiyesi gelmiyor. Şu sıralar bamya, bezelye, salata yiyorum ve bolca su içiyorum. Size de öneririm. Bolca su için ki kaybettiğiniz minarelleri yerine koyun ve güçten düşmeyin. ...

Ay biterken başka yazı yazmayacağımı düşünenler yanılıyor. Zira ayın 30′una bomba gibi sakladığım, üstelik elimdeki kare as’lardan yeganesi olan bir yerden bahsedeceğim: Midyeci Eşref. Öncelikle buranın özel oluşu, Harbiyiyorum’a ilk yazı yazmayı düşünmemi sağlayan yerlerden biri olmasıdır. Ayrıca burası sadece yaz...

Nuru Osmaniye Cami’sinin ayağında, Kapalı Çarşı’nın girişinde 1974 senesinden beri hizmet veren Nuru Osmaniye Köftecisi küçücük bir yer. Hakkında neler söylenmiş diye şöyle bir araştırdım ancak çok da yazı yazana rastlayamadım. Oysa ben üzerine çok şeyler söylenmiştir zannettim. E, tabii oralarda “meşhuuuuur” Sultanahmet...