İçinde Bulunduğunuz Bölüm ‘New York’ Kategorisi

Nasıl ki memeketimizde erişebilen herkes hafta sonu deniz kenarı v.b. sayfiye yerlere kaçar, Manhattan’da da insanlar Coney Island‘a kaçar dostlar. Hele yazın piüü! Sanırsın New York da değil de Didim Altınkum plajındasın. Mübarek plajda iğne atsan yere düşmez. Birde buralarda efsane bir sosisli sandviç yapan yer var: İsmi Nathan’s...

Brooklyn’de Türk nüfusu günden güne artıyor. Yurdum insanı kendi mutfağında esintiler arıyor ve imdada yine listelerimiz yetişiyor elbette. İşte gönül rahatlığıyla gidip memleket hasreti giderebileceğiniz, Amerikalı arkadaşınızı Türk  mutfağı ile korkmadan tanıştırabileceğiniz, ”Brooklyn’deki En İyi 7 Türk Restoranı” Afiyetle...

Şimdi arkadaşlar! Amerika’ya gelen dikkatli Türk kardeşlerimiz fark edeceklerdir. Önünüzde iki tane problem var: Biri “Helal Yemek Nerede Yenir?” Diğeri de “Halal Food” gerçekten bizim bildiğimiz gibi helal mıdır? İşte bu problemi ortadan kaldırmak için New York’da gurbette (gurubiyetten gelir, gariban da buradan...

Biliyoruz Manhattan’da binlerce restoran ve cafe var, hepsini gezmeye, hepsinde yemeğe kalksak bitiremeyiz. Hell’s Kitchen denen bölge, New York’un adeta yeme-içme mabedi. Dünyanın hemen hemen tüm mutfaklarından örnekler bulabileceğiniz bir yer burası. Biz Türk Mutfağı’nın izlerini sürdük. Döner ve kebap şaşırtmadı ve yine...

İlk bageli Polonyola yahudilerin ortaya çıkardığı biliniyor. Tombik tombik bu nefis hamur halkalarını seviyoruz. İçine ister somon, ister et, isterseniz yumurta ya da ortaya karışık yaptırın, günün her saati pek bir güzel gidiyor. Seviyorduk, araştırdık, gezdik ve yazdık. Bakalım koca Manhattan Adası’nda en iyi bagel adresleri nerelermiş. Başlıyoruz. 1- Brooklyn...

Aslanlar gibi hipsterların bulunduğu, Hipster’ın hipster olmaya çalışmadığı Brooklyn’den sesleniyoruz sizlere. Adamlar Hipster doğmuşlar sanki. Biz de Bushwick‘in hipster merkezi ve muhteşem graffitileri ile açık hava müzesine dönüştüğü Wyckoff sokağındaki deniz ürünleri ile öne çıkan bir restorandan bahsedeceğiz sizlere:...

Biliyorsunuz Meksikalılara “Yürüyen Mısır” derler. Evet, yanlış duymadınız. Bu arkadaşların Vücutlarının %70’si suysa, %30’u mısırdır. Ataları Azteklerin ve Amerika kıtasının kutsal tahılı sayılan mısır, acı seven meksikalı kardeşlerimizin başlıca besinidir. Biz de yine bir USA New York city ziyaretimizde modern...

Yine bir gün New York’dayız, Mısırlı Mohamed Abouelenein isimli Mısır’lı kardeşimizin 1990 yılında açtığı 6.caddenin 53.sokağı kestiği noktada bulunan yemek tezgahını ziyaret edelim dedik. 1990’lı yıllarda Mohamed sosisçi açmıştı ama baktı ki sosisliyle ne kendisi ne de müşterileri doyuyor o zaman şimdi hala yapmakta...

Tamam belki camları pis ama arkadaş bu kadar güzel Margarita‘yı da başka yerde içmeniz çok zor. Elbette Margarita‘dan sonra dişe dokunur bir Meksika yemeği yemek istiyorsanız, hani bizim memlekette kız arkadaşınıza hava atmak için masaya getirttiğiniz Fajita denen yanar döner dumanı üstünde tüten meretten yok mu, hah işte onun da...

Efendim Amerika dendi mi olay burgerdir zaten. Biz de adanın (Manhattan) içerisinde var olan bütün hamburgercilerde yedik. Şeyki Şevki‘de de yedik Five Guys‘da yedik, Burger Joint‘de yedik. En sonunda bize en çok hitap edenlerden bir tanesini yazalım istedik. Üstelik Chelsea’da sanat galerilerini gezerken (Evet, biz sanat galerisi...

Pastırma’nın kökeni Türkiye’dir. İki kere iki dört. Araştırın bakın. Öncesi yok. Pastırma lafzı bastırılmış et manasında olan “Bastırma” dan gelir. Buzdolabının olmadığı günlerde dana döş heba olmasın diye tuza bulanıp yıkanırmış. Daha sonra 10-15 gün boyunca kurumaya bırakılıp kan ve tuzdan iyice arındırıldıktan...

Dediler ki; “Sizi New York’da üzerinizin balık kokması garantili bir yere götüreceğiz. Balıkları ellerinizle kendiniz seçip, dilediğiniz gibi pişirtip öyle yiyeceksiniz.” “Hayda bre! Amerika’da arayıp da bulamadığımız Harbiyiyorum ortamı ayağımıza geldi.” dedik. Neydi, nasıldı derken Roosevelt adasının...

Vira Bismillah! Şimdi diyecekseniz ki “Adama bak New York’a gitmiş, yaza yaza ilk kuzu şiş yazısı yazmış!” Hee, öyle mi kıymetli okuyucu?! Hee, öyle mi canım?! Hee, öyle mi bebiş? Sen hele bir gel bakalım buralara da göreyim seni, o ca’nım kuzu şişi bulunca şükrediyor musun, etmiyor musun? ...