İçinde Bulunduğunuz Bölüm ‘Yemek’ Kategorisi

Cemal abi. Cemal abimiz. Eski boksör. Boks eğitmeni. Şeker mi şeker. Eski denizci. Ailesi ile bir küçük köfteci yuvası var. Evet. Burası bir restoran değil; bir yuva. Köfteci Yuvası. Ayrıca Cemal abi “Tak!” lıyor. Mekan Nakliman Köfte. “Hoşgeldiniz mahallemin gençleri. Tak!” “Buyrun köfteniz hazır. Tak!” “İyi günler. Görüşmek...

Yağmurlu bir günde Hatay, Samandağ sahilindeyiz. Hacıoğlu, Pazarcık; yani Bulgaristan’da Dobriç’e karşılık gelir kendisi. Bulgar göçmeni deriz ya hani. Hah, işte Dobriç Bulgaristan’dan Türkiye’ye bolca göç vermiş bir yer. Hayır, nereden biliyoruz? Bizim de anne tarafı Dobriç’li. Dobriçler Yüzer Restoran ya da Dobriçler Tekne Restoran...

Uzun yaşayanların şehri Nazilli’den bildiriyoruz. Zaten Japonya Okinawa bir, Nazilli, Aydın iki. Bu iki yerde çok uzun yaşanıyor. Gerçi biz Nazilli’deki uzun yaşamın sırrını çözdük. Hazırsanız size de söyleyelim; Kuyu Tandır. Yiyorsunuz ve direk ömrünüz uzuyor. Adres de gösteriyoruz: Deyerlioğlu Kuyu Tandır, Tuncay Usta. Evet, konu kapanmıştır....

Siz hiç işkembe çorbası, Edirne ciğeri, kuzu beyin söğüş, Arnavut ciğeri, uykuluk, kelle söğüş, koyun yürek bir arada bulup da yediniz mi? Biz yedik. Hem de en harbi sakatatçıyım diyen mekanı on kez cebinden çıkaracak minik ve lokal bir sakatatçı lokantasında. Bizim gibi sakatat severler için cennet misali. İsmi: Çukur Ciğerci. Sahibi sakatatçı...

Bıyıklı Nedim. Sivaslı. Baruthane Pilavcısı. Pangaaltı çocuğu. Barut v.s. imgelemlerini de üstüne alarak yanları uzaya bakan pala bıyığı ile pilav dükkanına kabadayı bir dükkan havası veriyor gibi dursa da aslında Nedim dünya tatlısı bir adam. Hatta bıdık. Vallahi bak! Bıyıklarını kesersen içinden bir bıdık çıkar. Hani mahallenin...

Biliyorsunuz ender yemekleri bulmak bizim işimiz. Hele ki bir mutfakta değişik bir lezzete rastlarsak zil takıp oynar hale geliyoruz. Antakya’daki Alican Restoran’a giderken aklımızda “Tepsi Kebabı” yemek vardı lakin “Ciğer Salatası” dedikleri münevver ile tanışınca zil takıp oynamanın yanında bir de halay falan çekmeye karar verdik. Şimdi...

Antakya’daysanız Affan Kahvesi gerçeğine kendinizi hazır ederseniz iyi olur. Zira bu kahvede yaşlı amcalar, salaş ve eski görüntü, Türk kahvesi-çay, oralet dışında oldukça frapan Haytalı isimli bir oluşum var ki, ne olduğu ve nasıl bulunduğu tam bir muamma. Yine de şunu da ayrıca bilmenizde fayda var. Haytalı asla bici bici değildir. Peki...

Şimdi hayal edin: Antakya’dasınız ve arkadaşlarınız size çarşı pazar içinde birçok kasapta tepsi ve kağıt kebabı yemenizi söylüyor. Kimi illa o diyor, kimi de illa bu diyor. Biri orası leş gibi diyor, diğeri çarşı içindeki meşhur olan acayip bozmuş diyor. Biz de diyoruz ki; gelin biz sizi temiz, üstelik güzel hikayesi olan bir yere...

Sene 2002-2003. İstanbul Rahmanlar’da (Şimdilerde Atalar) tren istasyonunun alt geçidinde küçük bir turşucu dükkanı vardı. Arada sırada eve kiloluk turşu sardırır, kimi zaman da bardakta (turşulu) turşu suyu içerdim. Ama orada yediğim turşunun rayihası hep damağımda kalır, eve götürdüğüm kiloluk turşularına da hep “çok farklı, çok...

İnegöl Köftenin vatanı İnegöl’den bildiriyoruz bu kez. Tekirdağ’da köfte ne ise İnegöl’de de durum aynı; suyu çıkmış. Yol üstünde düğün salonuna benzer kocaman köfte saraylarında her zamanki dilemmayı yaşıyoruz. Köfte, ekmek, piyaz, soğan beklentisindeyiz ama İnegöl köftecileri menülerinde (ne yapsınlar 3 katlı dev köfte salonlarının...

Biz İstanbullular Afyon’a bir arkadaşımız davet etmişse ya da termal otele yorgun kemiklerimizi dinlendirmeye gideriz. İşte ben seninle termal otele geldiğimde tanışma ihtimalini sevdim ey Köfteci İrfan. Sen varya sen, sen ne tatlı şeysin yahu. Biliyorum, sen bana bunu beş ayrı lisanda söylersin ama ben sana bir tek “I love you.” bırakıyorum...

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde develer tellal pireler berber iken Americo Vespucci Amerika kıtasına ayrı bir kıta olarak kendi ismini verdi. Daha sonra olaylar gelişti ve Brooklyn’de Peter Luger Steak House açıldı. Sene 1887. Sonra tekerlekçi Michelin buna bir de 1 yıldız vermiş. Of! Al sana Amerika. Efendim derler ki Amerika’da medeniyet...

Yağıyla suyuyla isli etler, dışı marine edilmiş kara, içi suyunu hapsederek pişmiş dana döş (brisket) ve diğer bilimum mangal görmüş et çeşitleri… Salaş bir sunum ve basit bir mönü yaratmışlar. Williamsburg’un ve hatta New York’un en iyi barbekü restoranlarından birindeyiz: Fette Sau. Bakır bir tepsi, üstüne kahverengi yağlı...

Sonunda kendimize göre bir pizza (ya da acaba pide mi desek?) bulduk. Öyle ki, bir yarısı doğuya bakıyor; pide gibi. Diğer yarısı batıya bakıyor; pizza gibi. İsmi Duo. İnsan azmanı, harbi bir şey. Sahibi Bağdat Caddesi’nde Köşk sokakta yeni açılan İzmir’li güzel Pizza Locale. Daha önce Beşiktaş Akarateler’den bildiğimiz...