Röportaj

Kafessiz Yumurta İle Röportaj Yaptık

Türkiye’de Yumurta Üretimi Kafesteki 100 milyon Tavuktan Elde Ediliyor

Tüm yumurta üretim sistemlerinde belli bir hayvan eziyeti mevcut sıfır eziyetli bir sistem söz konusu değil.

Hayvanlara yapılan işkenceler aşikar. En çok gündem kediler ve köpekler üzerine. Maalesef hayvanların gördüğü şiddetlerin sonu gelmiyor. Peki Hayvan hakları deyince aklımıza neden tavuklar gelmez? Yumurta üreten tavukların alanı A4 kâğıdı kadar alanda hapis olduklarını biliyor muydunuz? “Kafessiz yumurta yemek istiyorum” derseniz, çözümü; 3 numaralı yumurtaları yemeyin. 2, 1 ve 0 numaralı yumurtalar ise kafessiz sistem yumurtası.

Kafessiz Türkiye kurucusu Emre Kaplan ile detayları ve bu duruma nasıl son verebileceğimizi konuştuk…

Kafes sistemi en eziyetli sistem

Endüstriyel kafeslerde yetiştirilen tavukların ne yazık ki hayatlarının tamamını hiç çıkmadan aynı dar kafeslerde geçirdiğinin altını çizen Kafessiz Türkiye kurucusu Emre Kaplan, “Bu kafeslerde hayvanlar toprağa ayak basamıyor, rahat hareket edemiyor, kanatlarını açamıyor, tüneklerde rahat uyuyamıyor, kum banyosu yapamadıkları için temizlenemiyor ve hatta yumurtlama alanları olmadığı için rahat bir şekilde yumurtlayamıyorlar dahi. Tüm hayatları baştan sona eziyet. Endüstriyel hayvancılığın her şeklinde hayvan eziyeti mevcut ancak yumurta endüstrisindeki kafes sistemi hayvanlar açısından en eziyetli sistem. Bu sistemlerde hayvanlar neredeyse hiçbir doğal davranışını sergileyemiyor.” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu rakamlarına göre ülkemizde 121 milyondan fazla yumurtası için yetiştirilen tavuk olduğunun altını çizen Kaplan, “Bunların yaklaşık 100 milyonu ne yazık ki hala kafeslerde. Hayvanların bu kadar yoğunlaştırılmış ve kısıtlanmış şartlarda yetiştirilmesi, hayvanların az hareket etmesine sebep oluyor. Bundan dolayı harcadıkları kalori düşüyor. Daha az kalori harcadıkları için daha az yem maliyeti ile daha çok yumurta üretiliyor. Buna ek olarak, kafes sisteminin kullanıldığı tesislerde daha az sayıda insan istihdam ediliyor. Birkaç çalışan kafeslerde tüm hayatları boyunca tutulan on binlerce tavuğu idare edebiliyor. Bu da işçi maliyetlerini azaltıyor. “ şeklinde konuştu.

Kaplan’a “Kafes sisteminin alternatifi nedir? Eziyetsiz bir üretim olabilir mi?” diye sorduğumuzda ise;  “Tüm yumurta üretim sistemlerinde belli bir hayvan eziyeti mevcut sıfır eziyetli bir sistem söz konusu değil.  Öte yandan, farklı sistemler arasında kayda değer farklar olduğunu da kesinlikle söyleyebiliriz. Kafessiz sistemlerde hayvanlar en azından kümes içinde hareket edebilme, toprağa basma, kanatlarını germe, kum banyosu yapabilme, tüneklerde uyuyabilme, folluklarda rahat yumurtlayabilme gibi refah imkanlarına kavuşur. Serbest gezen ve organik sistemlerde hayvanlar bu imkanlara ek olarak hayvanlar kümesin dışında da gezinme imkanına kavuşurlar. “ diye cevap veriyor.

Kaplan, Kafessiz Türkiye olarak yaptıklarını ve kafesli, kafessiz yumurtaları nasıl ayırt edeceğimizi de şu sözlerle anlattı:

Yumurta üreticilerinin en büyük müşterileri büyük şirketler: perakende zincirleri, restoranlar, oteller, cafeler, gıda üreticileri gibi. Özellikle birçok şubesi olan zincir markaların yıllık yumurta tüketimi milyonları bulabiliyor. Biz, bu büyük markalarla iletişime geçip yumurtalarını kafes sisteminden tedarik etmeyeceklerine dair kamuoyuna bir açıklama yayınlamalarını istiyoruz. Kafes eziyetine ortak olmak istemeyen şirketler ileriki yıllar için bu sözü verip kafes yumurtasını aşama aşama veya hemen terk ediyorlar. Bazen şirketlerin kafes eziyetiyle ilgili gerçeği daha net görmesi ve tüketicinin bu eziyete karşı tepki gösterdiğini anlamaları için belli marka veya sektörlere odaklanan kampanyalar da düzenliyoruz, imza toplama, sosyal medyadan şirketlere ulaşma gibi aksiyonlar gerçekleştiriyoruz.  Bugün itibarıyla Türkiye’de 50’den fazla firma ya tedarik zincirlerinden kafes yumurtalarını halihazırda tamamen çıkarttı, ya da bunu yapacaklarına dair kamuoyuna taahhüt vermiş durumdalar. Kampanyamız neticesinde bir milyondan fazla hayvanın etkileneceğini öngörüyoruz. Daha fazla şirketin bu dönüşüme katılmasıyla beraber Türkiye’de kafes eziyetini sona erdirmeyi hedefliyoruz.

Avrupa ve Amerika’daki yumurta endüstrisinin çoğunluğu artık kafessiz sisteme geçti

Evet, bugün Avrupa ve Amerika’daki yumurta endüstrisinin çoğunluğu artık kafessiz sisteme geçmiş durumda ve ilerleme devam ediyor. Bu dönüşüm sadece çok zengin ülkeler ile sınırlı da değil. Polonya, Brezilya, Endonezya gibi Türkiye ile benzer sosyoekonomik gelişmişlikte ülkelerde de benzer oranlar yakalandı ve ilerleme bu tip ülkelerde de devam ediyor.

DİKKAT! 3 numaralı yumurtalar kafes yumurtası

Mevzuat gereği her yumurtanın üzerinde o yumurtanın hangi sistemde üretildiği kodlanıyor. Yumurtanın ve yumurta ambalajının üzerinde 3 numara ile başlayan bir kod yazılı ise o yumurta kafes sistemi ile üretilmiştir. 2 numara, kümes (cage-free). 1 numara, serbest gezen (free-range). 0 numara ise organik.

Özet olarak 3 numaralı yumurtalar kafes yumurtası. 2, 1 ve 0 numaralı yumurtalar kafessiz sistem yumurtası.  Eğer yumurtanın üzerinde hiçbir kod yazılı değilse, o yumurta mevzuata aykırı bir şekilde tüketiciye sunulmuştur.

Hayvanların bağışıklık sistemi, bu stres yükü karışında baskılanıyor

Hayvan refahı, kamu sağlığı açısından önemli bir başlık. İlk olarak, hayvanların aşırı kötü koşullarda yetiştirilmesi hayvanların sağlıklarına zarar veriyor. Hayvanların bağışıklık sistemi, bu stres yükü karışında baskılanıyor. Endüstri de doğal olarak bunu daha fazla antibiyotik ile telafi etmek durumunda kalıyor. Kullanılan antibiyotiklerin kalıntıları gıda yoluyla onları tüketenlere geçmese dahi, bu antibiyotiklerin yüksek kullanımı genel antibiyotik direcinin artmasına ve elimizdeki antibiyotiklerin tedavi gücünün azalmasına sebep oluyor. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere pek çok otorite hayvancılıkta antibiyotik kullanımının azaltılmasını ve bunun içinde bu ihtiyacın sebebi olan aşırı yoğunlaştırılmış üretim sistemlerinden uzaklaşılmasını tavsiye ediyor.

Salmonella bakterisine de çok dikkat

Bir diğer sorun, gıda zehirlenmelerinin önemli bir kaynağı olan Salmonella bakterisi. Hayvanların bağışıklık sistemi bu kötü koşullarda baskılandığı için bu bakteri bu sistemlerde daha yaygın görülüyor. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin yaptığı araştırmaya göre salmonella bakterisi çeşitli yumurta üretim sistemleri arasında en fazla kafes sistemlerinde görülmüş.

Kafessiz Türkiye hakkında

Kafessiz Türkiye, yumurtası için yetiştirilen tavukların hapsedildiği zalim ve çağdışı kafes sistemine son verilmesi için Çiftlik Hayvanlarını Koruma Derneği tarafından yürütülen bir kampanya. 2018’de üç gönüllünün girişimiyle amatör olarak yola çıkan Kafessiz Türkiye, büyüyüp destek bulmasının ardından, 2020’de Çiftlik Hayvanlarını Koruma Derneği’ne dönüştü. Derneğin çatısı altında profesyonel bir şekilde yürütülmeye devam eden Kafessiz Türkiye, bugüne kadar yüz binlerce tavuğu etkileyecek kurumsal politika değişikliği yapılmasını sağladı.Öte yandan tüketicilere yönelik faaliyetlerimizde kafes eziyeti ve bunun tüm zararları hakkında onları bilinçlendirmek için broşür, online eğitim serileri, blog yazıları ve benzeri araçları kullanıyor. Üniversitelerin hayvan sever topluluklarına ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik bilgilendirme sunumları yapıyor.  

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir