Belgrad’da Nerede Ne Yenir? Belgrad, Sırbistan

Geçtiğimiz hafta Belgrad’daydım. Bu hafta biraz Belgrad’ın yeme içme manzaralarından bahsetmek isterim. Tarihi üç yüz yıl kadar Türklerle iç içe geçmiş Sırpların günümüzde kendi dillerinde hala kullanmakta olduğu Türkçeyle benzeşen beş binden fazla kelimeye sahip oldukları iddia ediliyor. 

Mesela “yastık, yorgan, çarşaf”… Yazılışları elbette Kiril Alfabesi ile ama söylenişleri ve anlamları Türkçedekiyle aynı. 

Hal böyle olunca sokaklarda gastronomik alanda da benzerliklerle karşılaşabileceğinizi sezebiliyorsunuz.

İsterseniz hemen kahvaltıdan başlayalım…

YER GÖK PEKARA!

Belgrad’da adım başı Pekara “Bakery” isimli fırınlardan bulabilirsiniz. Bu fırınlar genelde ekmek ve türevi hamur işleri üretseler de aynı zamanda bizdeki pastanelerin benzer işlevini de yerine getiriyorlar.

Belgradlılar güne enfes bir tepsi böreği ya da kıymalı/peynirli sarma börek çeşitleri ile başlıyor. Yanında da klasikleşen bir içecekleri var: Ayran. Ama bu ayran bizim bildiğimiz ayran tadı ve kıvamından epeyce farklı. Daha çok yoğurt içiyorsunuz diyelim… Hem börek, hem yoğurt kıvamında tuzsuz bir ayran. Yani hamur ve protein ikilisi olarak oldukça doyurucu bir öğün bu. 

Bittabi midenizde saatlerce yer açılmıyor. 

Ama bu bana uymaz derseniz sizi Belgrad’ın en iyi kruvasancısı olan Pastis Bistro’ya davet edelim. Böylece iyi bir kahve, iyi bir kruvasan, kahvaltılık çeşitler ve caddeye bakan sandalyelerle Belgrad sabahlarına daha konforlu ve parizyen bir açıdan bakabilirsiniz.

ĆEVAPİ- RESTORAN BELA REKA

Bizdeki köfte… Daha çok İnegöl köfte benzeri bir ana yemek. “Çevapi” diye okunuyor. Kelimeyi birkaç kere sesli tekrar edince “kebap” demek olduğunu anlıyorsunuz. Balkanlarda oldukça meşhur, ulusal bir yemek. Belgrad’da birçok yerde Ćevapi yiyebilirsiniz, ama biz Restoran Bela Reka’da yemeyi tercih ettik. Güzel bir bahçesi, hip bir dekoru ve lezzetli Ćevapileri vardı. Belgradlıların bu kebap/köfteleri yeme alışkanlıklarındaki bir farklılık da yanında kaymak kullanmaları. Köftelere sürdükleri kaymak ile proteinde nirvanaya vardıklarını söyleyebilirim. 

Ayrıca kırmızı biber tabanlı Balkan mezesi Ajvar’ın da burada başarılı bir yorumunu bulabilirsiniz.

Cevapi denen köftenin bir de hamburger köftesine benzer versiyonu var. Onun da ismi Pljeskavica. Belgrad’da daha çok gece atıştırmalığı olarak tercih ediliyor ve hamburger gibi sunuluyor. Bunun için de Belgrad merkezdeki Loki isimli meşhur büfeye uğramanızı tavsiye ederim. 

DİLİM PİZZA-BUCKO

Yine yirmi dört saat açık, ucuz ve doyurucu başka bir mekandan bahsedecek olursak Bucko gerçekten hayat kurtarıcı… Dört duvar arasında dışarıya açılan küçük bir pencere, içeride çalışan üç kişi ve yoğun zamanlarda önünde upuzun kuyruk olan bir dükkan burası. Dilim pizzalarının özelliği hepsinin standart oluşu! Evet, yanlış duymadınız hepsi aynı… Ama her dilimin üzerine tereyağı gibi sıvanan özel sosları var. Tercihinize göre tavuklu, dana etli, yoğurtlu gibi opsiyonlarla pizzanızı farklılaştırabiliyorsunuz. Benim tavsiyem dana eti sosu…

ŞARAP BARI, FİNE DİNE RESTORAN – CVECEZLA

Bir şarap barı, tadımlık yemekler ve üst segment bir restoran arıyorsanız CvećeZla’da çok iyi dana ilik, et tartar, pastrami, et yemeği çeşitleri ve şarap opsiyonları bulabilirsiniz. Yine modern ve hip bir atmosferde uzun süre keyifli vakit geçirebileceğiniz bu mekana gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırmanızı öneririm.

Bir amuse bouche “ağız hoşluğu” olarak kavanozda zeytinyağında sunulan kızarmış sarımsakları hafızamdan silinmiyor. 

Deneyecek olursanız yorumlarınızı beklerim…

EKLEKTİKA 40

Çiçeği burnunda bir üçüncü dalga kahve dükkanı. Masa ve sandalyeleri genişçe bir kaldırımın üzerinde… Sahipleri aynı zamanda İzmir’de Kırkmerdiven ismiyle bilinen kahve dükkanının da sahipleri… Halil, İzmir’den kalkıp Belgrad’da bu küçük ve sempatik kahve dükkanını eşi ile birlikte açmış. “Bir ayağımız İzmir’de, bir ayağımız da burada olsun istedik” diyor. 

Çok da iyi düşünmüşler. Belli ki Belgrad’da gastronomi sahnesi gelişiyor…

Şehirde geçirdiğimiz neredeyse her gün Halil’in dükkanında kahvelerimizi yudumladık. Gördük ki, müdavimleri oluşmaya başlamış bile. 

Giderseniz Halil’e bir selam edin, kahvesini, birasını için…

Elbette Belgrad gastronomisi hakkında anlatacak daha çok şey var. Ama biz gezerken Belgrad’ın hızına ayak uydurduk ve aceleyle oradan oraya koşturmadık. Diğer keşiflerimizi sonraki Belgrad seyahatlerimize sakladık. 

En nihayetinde Belgrad’a vize yok ve uçağa atladığınız zaman bir saat on dakikada Nikola Tesla havaalanına, on dakika sonra da şehir merkezine ulaşabiliyorsunuz. 

**Yazının orjinali oda.tv de yayında…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı salih-seckin-sevinc-2-560x268.jpg

Salih Seckin Sevinc

Harbiyiyorum.com kurucusu. 2009'dan beri yeme-içme üzerine keşifler yapıyor. Araştırıyor, yiyor, içiyor ve yazıyor. 2018- "Ölüm Yolcusu Abdülüver'in Tuhaf Seyahatleri" 2016 - "Harbi Yiyorum - Türkiye'de Harbiden Nerede Ne Yenir?" 2015 - "Her Şeyin Başı Blog" 2014 - "Social Media for Real" 2012 - "Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya" kitaplarının yazarı. ODA TV "Lezzet Peşinde" köşe yazarı, Eylül 2019'dan bu yana Kültür TV'de "Harbi Yiyorum" programını hazırlıyor ve sunuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir