Gastronomi Başkenti Olduktan Sonra Bize Göre Gaziantep – 2016

Fütuhat’ül Gaziantep -4-

Efendim “Ahir zamanda baktık ki her şey yalan olmuş, dedik ki bari yeme içmede doğruları söyleyen birileri olsun da şu kısacık ömürde yakınlarında bir lezzet arayan zevk sahibi her insan hakkıyla yiyip içsin.” mottosuyla 2009 yılında yola çıktığımızda ilk olarak tabii ki Gaziantep‘teydik. O zamanlar Gaziantep gastronomisi hep dutluktu. Mehmet Yaşin Ege kıyılarından doğuya gidememiş, Vedat Milor ise İtalya’dan henüz Türkiye’ye iştirak etmemişti. Biz ise Halk Gurmesi olarak Gaziantep’in yolunu tutmuştuk.

Böyle bir zamanda seçilmiş kişi olarak gittiğimiz Gaziantep‘e Cenab-ı Rabbül Alemin’in izni ve şefaatiyle bir kez daha Şaban ayında  (Miladı takvim Mayıs 2016) gitmek nasip oldu. Üstelik bu sefer vecd ile ikramda bulunan Accor Hotel‘s in daveti ile efendim! Otelimiz Novotel; orta segment bir Accor grubu aile oteli. Temiz nezih, sessiz ve merkezde. (Ha bir de Köşk Ciğer Salonu’na çok yakın. Yürüme mesafesinde.)

https://www.youtube.com/watch?v=UhyIsBlx1to

(İsteyen videoyu şimdi izlesin; yazının sonunda nasılsa izleyeceksiniz!)

Amanin nasıl da güzel bir davetti. Pek şeker ve rayihası ile üç Michelin yıldızlı restoranların hepsinden daha şaşırtıcı ve pek tatlı bir ekiple Gaziantep’te mukavvi ve leziz yemekler yedik; eksik olan Gaziantep kültürümüzü taam eyledik. Unesco Gastronomi Şehri Başkenti sıfatını bizde dualarla kendisine takdim ettik ve şehri bir kez daha mukaddes kıldık.

Üçüncü Gaziantep çıkarmamızın üstüne 2 yıl daha geçmişken ve Gaziantep tam da Dünya Gastronomi Başkenti ünvanını almışken bu davete icabetimiz, kaderin bir cilvesi olmaktan öte bir anlam taşıyordu elbette.

Peki kimdi bu bizle gezen Accor Hotel‘ci abiler ve ablalar? Bir kere herkes bizim gibi “gurmeci” değili. Eklektik ama bir o kadar da Gaziantep’in mozaikleri kıvamında bir ekiple gezdik; Gizli hayranı olduğumuz ve bunu kendisine de korkutmadan açıkladığımız Hasan Başusta, Vizesizgeziyorum.com Aykut Aslantaş (The Antebian) + sehirnotlari.com yani Sony Dijital Pazarlama Yöneticisi Berk ve İstanbul Modern’in Dijital Pazarlama Yöneticisi Gizem…Kadim dost Oburcan; Unilever Dijital Pazarlama Yöneticisi Hakan Yaşar ve 15 saniyelik video çekimleri ile Mehmet Ali, Criteo’dan Görkem, iProspect’ten Kübra, Noa’dan zarif ve kibar ve güzel Melodi, ismi gibi sihirli Merlin Mutfakta, yönetmen Özkan, yeni kankalarımız Gezgin Çift, ve gezinin en renkli ve en bilgin insanı Güneş Akdoğan hepinizin önünde saygıyla eğiliyoruz. (Bend the knee!) Bize böyle gruplarla gelin Aykut’cuğum…

Efendim gezimizde (Yemek anlamında) nerelere gittik? Öncekilere göre ne gibi farklılıkları zabitledik?

Elbette Köşk’te Ciğer Kavurma yedik! Hem de programda yokken. Ne yapalım yemeyelim de taşa mı dönelim? Zaten bizim Gaziantep’te en çok özlediğimiz iki şey var biri; Ciğer Kavurma ötekisi ise Beyran! İstanbul’da bu standartlarda bu iki yemeğin benzerini bulmak çok zor. Her ikisini de yiyince çok mesut olduk. Köşk Ciğer sınıf atlamış; salonu falan yenilenmiş. Otomatik kapı ile bambaşka bir buuda erişmiş. Ciğer Kavurma partileri için inanılmaz ferah bir salona sahip olmuş. Allah’tan ciğerin kavrulduğu tencere ve ciğer kavurmanın lezzeti aynı. İstanbul’da buna uzak ara en yakın ciğer kavurmayı Beyoğlu’ndaki Hayri Usta‘da yiyebilirsiniz. (FYI= Bizden Söylemesi)

Ciğer Kavurma Gaziantep, Köşk Kebap Salonu

Sonrasında elbette küşleme; elbette Halil Usta’da yedik. Halil Usta ilk geldiğimiz zamana göre  olmuş size bir Rock Star. Ortam ise diskotek mübarek. Küşlemeler bakır tabaklarda parlıyor. Şişler çekiliyor, salatalar şıkır şıkır. Lezzet yine yerinde, Halil Usta kasanın arkasında yeryüzündeki tüm küşlemelerin peygamberi edasında. Bembeyaz dişleri ile gelene geçene gülümsüyor. Neden olmasın ama değil mi? Acaba İpana mı yoksa Signal mi?

Neyse Metanet Beyran Salonu ve Mustafa abi yine aynı! Orada bir şey değişmemiş. Mustafa abi biraz kilo almış, bir de sakal bırakmış. Aksan standart; Gaziantep aksanı. Ama yine aynı tezgahta işinin başında. Ellerinden öpüyoruz Mustafa Abi. Geldiğimizde bize kıyak yap. İlik ver, ilik!

Şimdi Mustafa abiden çıkınca Tahmis Kahvesi‘ne de uğradık tabii. Ney için? Mideleri rahatlatan ve sonraki duraklara yer açan Menengiç Kahvesi için. Tahmis’te de durum aynı. Sadece eskisine göre daha kalabalık ortam. Burada tavsiyemiz üst kata oturun ve Menengiç Kahvesi dışında bol Zahter için ve dahi üstüne bir de nargile patlatın. İşte şimdi oldu!

Farkettiyseniz şu ana kadar tatlı yememiş insanlar olarak derhal Elmacı Pazarı Güllüoğlu‘nun yolunu tuttuk. Keza on numara baklavası var Allah için! Bir de güzel insan Murat Güllüoğlu‘nun baklava ilmi üzerine hasbihal oluduk. Bu ilim üzerine de bol çay içtik. Pek de güzel oldu. Sizce tamam mı peki? Hayıııııırrrr…

Bir adam var. Tostçu Erol. Önceden Tostçu Mehmet’ti. Gizli yetenek, şovmen, Game of Throne’taki Sam gibi, Lost’taki Hugo gibi. Tut sarıl öp; o derece! Derslerimizde anlattığımız; üniversitelere tez konusu olmuş bir fenomen kendisi. Adamın sosyal medya hesaplarını yönetmesi için asistanı bile var. İsmi Yusuf. Suriyeli Yusuf. Bu ne arkadaş! Kıskandık vallahi. Ama işte bir tost yapıyor. Yuh dersin!

Ancak Türkiye’de tostu bu kadar iyi yapan ve bunu bu kadar iyi sunabilen başka biri daha yok. Aloo?! Ne diyoruz bakın! Tost, tost! Hani hepimizin evde yaptığı. Gaziantep’e giden artık gastro durak olarak Tostçu Erol’a da uğruyor. Boşuna Gastronomi Başkenti seçilmemiş burası…

Instagram’da 104bin kere izlenmiş “TOST” videomuza buyrunuz! Tost diyoruz aloo! Sosyal medya kullanımı diyoruz aloo!

Efendiler; tostla rahatlayan midelerimizi bu kez Çıtır Lahmacun‘da Gaziantep usulü lahmacun ile buluşturmaya karar verdik. Bir de sıçırtma (söğürme) zamanıymış; oh çok da güzel oldu! Siz de gidince lahmacunu sıçırtma olarak deneyin lütfen!

Yediğimiz lahmacun bizi daha da acıktırdığı için akşam Aşina‘da Gaziantep Yöresel yemeklerinin tadına bakmaya gidiyoruz. Gönlünüz rahat olsun ekipte şu ana kadar bir sıkıntı yok! (Cır cır, mide spazmı, şişkinlik, bayılma v.b. gibi) Herkes sıkı gurmeci çıktı iyi mi? Ya da Gaziantep insanların içindeki gurmeciyi ortaya çıkardı diyelim :)

Ertesi gün sabah önce Orkide Pastanesi‘nde Katmer ve Batma Kaymak sonrasında da Akşam Simit Fırını’nda yeni icat (Simit Katmer) tadımına gidiyoruz. Nerede o kahkeci eski Akşam Simit Fırını, nerede bu yeni nesil inovasyonda sınır tanımayan yeni Akşam Simit Fırını. Sosyal medya burada da kendini göstermiş. Yeni bir ürün (Simit Katmer) sosyal medyada son bir yılda fenomen olmuş bile.

Biz tadıma gidiyoruz kafasındayız tabii ama tadımdan çok uzak bir gömme bilinci durumu da yok değil hani.

Batma Kaymak Efsanesi (Gerçekmiş) yukarıda…

Sonrasında Gaziantep çıkışı Koçak’ta Şöbiyet keyfi ile yolculuğumuz Urfa Halfeti’ye doğru devam ediyor. Ama bize ayrılan sürenin elbette sonuna geldik. Orada ne yediklerimizi ve yeni keşiflerimizi daha da bir yağlandırıp ballandırarak (Bkz. Batma Kaymak) peyder pey Harbiyiyorum.com‘da ilerleyen günlerde paylaşacağız.

Siz iyisi mi en başında izlemediyseniz şu muhteşem videomuzu izleyin! Çünkü esas ifşa orada.

https://www.youtube.com/watch?v=UhyIsBlx1to

Vesselam.

Salih Seckin Sevinc

Harbiyiyorum.com kurucusu. 2009'dan beri yeme-içme üzerine keşifler yapıyor. Araştırıyor, yiyor, içiyor ve yazıyor. "Harbi Yiyorum - Türkiye'de Harbiden Nerede Ne Yenir?", "Her Şeyin Başı Blog" ve "Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya" kitaplarının yazarı.

Gastronomi Başkenti Olduktan Sonra Bize Göre Gaziantep – 2016” için 4 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir