Kaş’ta Doğal Tarım ve Köy Ürünleri Nereden Alınır? Likya Çiftliği, Kaş, Antalya

Geçtiğimiz günlerde Antalya Kaş köylerine, yaylalarına doğru yola çıktım. Toros Dağları’nın engebeli arazileri üzerinde bir sürü yayla var ve elbette 1500 metre rakımda acayip iyi tarım yapılıyor. 

Bu yaylaları ve tarım arazilerini gezerken Antalya Kaş’a bağlı elli beş adet köy olduğunu öğrendik. Yörük köyleri, yörük yaşamı ile yıllar yılı serin/tertemiz bir hava ve doğal bir tarım ile sürdürülebilir kılınmış. Öyle ki; keçi besiciliği ve keçi sütü üretiminden tutun da domates, biber, fasülye ve salatalığa kadar birçok ürünün de doğal tarımı Torosların yamaçlarında yüzyıllardır yapılıyor.

Kaş’a bir buçuk saat uzaklıktaki Yuvacık Yaylası ve Sütleğen Köyü‘ne yaptığımız bol oksijenli ve hava sıcaklığı merkeze göre 10 derece düşük olan gezide; köylülerle (Durmuş abi ve Hanife abla) konuşup çaylarını içtik ve dertlerini dinleme fırsatı elde ettik. Onların elma bahçelerini, tarlalarını gezdik. Birlikte domates, biber, maydanoz, fasülye ve salatalıklarını topladık. 

Sonra da elbette hepsini afiyetle kütür kütür yedik!

Köylünün derdi hep aynı… Üretip satamamak, üretse de aracıların elinde paranın pul olması, randımansız dikimler ve elbette dağ başında üretimin zor şartlar altında ve desteksiz yürümesi… Çoğu köyümüzün ve köylümüzün sorunu da malum: Birçok köylü, evlatlarını okutup şehir hayatına kurban vermiş durumda. Hal böyle olunca koca koca araziler zamansız nadasa terk edilmiş ve üretim köyde kalan ailelerin ve komşuların ihtiyacına kadar sıkışıp kalmış bir ölçüde devam ediyor.

PROJENİN İSMİ…

Paraya çok sıkışırlarsa köylü kadınlar semt pazarlarına inip, tezgah kiralayarak kendileri satış yapıyorlar…

Ancak;

Yine Yuvacık’ta öğrendim ki son iki yıldır aileleri Kaş’ın iki ayrı köyünden olan Hakan ve Mehmet isimli okumuş iki arkadaş aracıyı ortadan kaldıran ve Kaş’ın elli beş köyünden de ürün tedarik edecek mütevazı ve adil bir sistem icat etmişler. Amaçları köyde yaşayan anne ve babalarının arazileri gibi diğer köylülerin de atıl duran arazilerini tekrar verimli hale getirmek, Kaş’ın doğal tarım ürünlerini ve gıdalarını tüm Türkiye’ye doğrudan tanıtmak ve pazarlamak, Kaş’ı ve Kaş köylerini ellerinden geldiğince kalkındırmak. Projelerinin ismi ise: Likya Çiftliği

Bunu da nereden mi öğrendim? Köylülerden… Köylülere Toroslarda üretilen bu tarım ürünlerini nereden satın alabileceğimi sorduğumda bana Kaş merkezde bulunan Likya Çiftliği dükkanını ziyaret etmemi söylediler. 

Gece yayladan oldukça geç bir saatte döndüm ve sabah sorup soruşturarak soluğu Likya Çiftliği denen yerde aldım. Küçücük bir dükkan. İçerisindeki raflarda kavanozlara doldurulmuş bir sürü ürün var. Erişteden, tahıla; baldan zeytine/zeytinyağına kadar hepsi yerli, hepsi Kaş Toros Dağları’nın tadına sahip ürünler… Elbette raflarda önceki gün tarlada dalından kopardıklarımız gibi durmuyorlar ama hepsi cicili bicili ambalajlanmış ve Kaş’a gelen ziyaretçinin, turistin beğenisine sunulmuş haldeler.

Açıkçası ilk bakışta dükkan gözüme biraz küçük geldi. Bir gün öncesinden öğrendiklerimden olsa gerek; böyle bir girişimin nedense daha büyük hacimli bir mekanı varmış gibi düşünmüştüm.

Hakan ve Mehmet’e bu ufak dükkandaki satışların elli beş köye yetecek bir vitrin olup olmadığını sorduğumda bana web sitelerinden bahsettiler. Internette Likya Çiftliği diye aratmamız yeterliymiş. Oradan sipariş verirsek Türkiye’nin dört bir köşesine bu ürünlerden gönderiyorlarmış. Kaş’taki dükkanı sadece buradaki turist ve yerli halka yönelik bir temas noktası olarak yapmışlar.

İki arkadaş, iki yıl boyunca alt yapı hazırlıkları ve köylerden ürünlerin tedariği konusunda çalışmışlar. Geçen yıl ise Kaş merkezdeki bu küçük dükkanı açmışlar. Bu yıl da dayanıklı koliler ve ambalajlar ürettirmiş, ve web sitelerini hayata geçirmişler. Son altı aydır da internetten siparişler almaya ve test gönderimleri yapmaya başlamışlar bile…

Hakan, “Bir duyuru falan yapmadık abi. Süreçler kendiliğinden, doğal gelişsin istedik” diyor.

Böyle de mütevazılar…

Dükkana kadar gitmişken bir sürü ürün seçip aldım tabii. “Madem her yere kargoluyorsunuz, bunları da bana kargolayın bari” dedim. 

İki büyük koli Salı günü kapıma sorunsuz bir şekilde teslim edildi.

İlk duyurularını ben yapmak istedim.

Hayırlı olsun…

**Yazının orjinali oda.tv de yayında…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı salih-seckin-sevinc-2-560x268.jpg

Salih Seckin Sevinc

Harbiyiyorum.com kurucusu. 2009'dan beri yeme-içme üzerine keşifler yapıyor. Araştırıyor, yiyor, içiyor ve yazıyor. "Harbi Yiyorum - Türkiye'de Harbiden Nerede Ne Yenir?", "Her Şeyin Başı Blog" ve "Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya" kitaplarının yazarı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir