1 Ekim Dünya Kahve Günü

Kahvenin hem kültürümüzde hem de günlük yaşamımızdaki yeri yabana atılmayacak kadar önemli. Güne iyi başlamak, ayılmak, belki de biraz keyif yapmak için kahve hayatımızda yer edindi. Her yıl 1 Ekim Dünya Kahve Günü etkinlikleri yoğun ilgi görüyor. International Coffee Organisation – Uluslararası Kahve Organizasyonu (ICO)’ya kayıtlı olan 78 ülke her yıl 29 Eylül-1 Ekim arasını çeşitli etkinliklerle “Kahve Günü” olarak kutluyor.

İşte, kahvenin tarihçesi…

Kahvenin tarihçesi, M.S. 850 yılına dayanıyor. Her şey Kaldi adında, Etiyopyalı bir sığırtmacın, güttüğü keçilerin bir meyveyi yedikten sonra canlanmalarını fark etmesiyle başlamış. Kendisi de bu meyveyi denemeye karar vermiş keçi çobanı ve yedikten sonra duyduğu güç ve mutluluk çok hoşuna gitmiş.

Sonrasında keşişler denemiş bu gizemli meyveyi; ancak acı tadını beğenmediklerinden hepsini ateşe atmışlar. Kısa süre sonra lezzetli aroma burun deliklerine dolunca keşişler çok meraklanmışlar ve kavrulmuş meyvelerden bir içecek demlemişler. Öylesine güzelmiş ki ortaya çıkan içecek, bütün gece ayık kalmışlar kahveyi içtikten sonra. Böylece kahve tohumunun ünü, kısa süre içinde bölgede yayılmış. M.S. 1000 yıllarında kahve Yemen’de üretilmeye başlanmış.

Osmanlı İmparatorluğu Yemen’e doğru genişledikçe, Osmanlılar kahveyle tanışmışlar. 1517 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın Yemen Valisi olan Özdemir Paşa, lezzetine hayran kaldığı kahveyi İstanbul’a getirmiş ve sarayı kahveyle tanıştırmış. Türk kahvesini, sarayın görkemli salonlarında, kırk kişilik kadrolu kahveci ustaları sultana servis etmeye başlamış. Haremde cariyelere doğru kahve pişirme dersleri verilmiş.

İlk kahvehane 1550 yılında İstanbul’da açılmış ve kısa sürede kahvehaneler, insanların bir araya gelerek kahve içtikleri, tartıştıkları, fikir alışverişinde bulundukları ve iş konuştukları mekânlar durumuna gelmiş.

Kahvenin yolculuğunda bir sonraki adım, Venedikli tacirlerin 1615 yılında, ilk kahve tohumlarını İstanbul’dan Venedik’e götürmeleriyle gerçekleşmiş. Böylelikle İtalyanlar’ın asla vazgeçemedikleri kahve tutkuları başlamış. Bugün İtalya’da günde otuz sekiz milyon fincan kahve tüketildiği söylenmektedir.

1683’teki Viyana kuşatması sırasında, Osmanlılar arkalarında çuvallar dolusu yeşil kahve tohumu bırakmışlar. Viyanalılar ilk başlarda bunun deve yemi olduğunu düşünmüşler; ama kuşatma boyunca Türkler’i izleyen gizli ajanlar, bu tohumların gerçek öyküsünü bildikleri için, kısa sürede “Türk içkisi” içilmeye başlanmış. Girişimci bir Polonyalı bunlarla şehirdeki ilk kahvehaneyi açmış.

1750 yılına dek, Batı Avrupa’nın büyük bir bölümü kahvehanelerle dolup taşmaya başlamış. Yazarların, bestecilerin ve aydın kesimin toplanma yeri olan kahvehanelerin müdavimleri arasında Voltaire, Balzac, Beethoven ve Mozart da varmış.

İçeceğin yayılması ile kahve ağacı yetiştiriciliği hızla büyümeye başlamış. 17. yüzyılın sonlarına doğru seralarda kahve ağacı yetiştirme denemeleri başarılı olmuş. Bu ağaçlardan biri 1714 yılında Paris’ta XIV. Louis’ye hediye edilmiş. Böylece bu tek ağaç milyonlarca kahve ağacının atası olmuş.

(Lezzet ve mekan keşifleri için Harbiyiyorum YouTube Kanalımızı takip etmeyi unutmayın!)

Hande Urgancıoğlu Kardaş

Seyahat etmek, yeni yerler ve lezzetler keşfetmek, gittiğim yerlerden anılar biriktirip dönmek en keyif aldığım şeyler arasında. Harbiyiyorum'da da bunun için yazmaya başladım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir