Hazreti Nuh’un Gemisinde Pişirilen Yemektir Aşure…

HAZRETİ NUH’UN GEMİSİNDE PİŞİRİLEN YEMEKTİR AŞURE…

Bugün Aşura Günü…
Bu konulara gayet ilgili ve fakat maalesef yeterince bilgisiz olan bendeniz, yine bizim Memo’ya danıştım.

Neydi bugünün hikmeti, nedir bu ayın bereketi?

Anlat da istifade edelim dedim…

O anlattı, ben dinledim, aklımda kalanları sizlere de özetledim…

‘Aşura Arapça bir kelimedir ve on demektir.

Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem’in onuncu gününü işaret eder.

Kimi kaynaklara göre İslam’dan önce başta İsrailoğulları olmak üzere bir çok kavim bu günde oruç tutarmış…

Dini metinlerde, insanlığı etkileyen bir çok önemli hadisenin bugün yaşandığını görürüz.

Hazreti Adem’in tövbesinin kabul edildiği, İbrahim Peygamber’in Nemrut’un ateşinden kurtulduğu, Musa’nın kavmini Firavun’un zulmünden kurtardığı, Yunus Peygamber’in balığın karnından kurtulduğu, Hazreti Eyüp’ün dertlerine şifa bulduğu, Hazreti Yakub’un evladı Yusuf’a kavuştuğu ve Nuh Peygamber’in gemisinin karayı bulduğu gündür bugün…

Ve elbette İmam Hüseyin’in şehit edildiği gündür.

Dolayısıyla Muharrem ayı, bu ayda tutulan oruç ve sonrasında pişirilen aşure derin anlamlar taşır…

İmam Hüseyin’in Kerbela Çölü’nde şehit edilmesiyle Muharrem Orucu, Aleviler için aynı zamanda bir ‘matem orucu’ olagelmiştir…
Aşure çorbasının da Aleviler için anlam ve önemi diğer toplumlardan farklıdır…

Hazreti Hüseyin şehit edilmeden önce, Muharrem ayında tutulan oruçtan sonra aşure bir şenlik havasında pişirilip, paylaşılıyordu.
Onun şahadetinden sonra itibaren, aşure şenlik havasından tamamen uzak bir şekilde başta Kerbela şehitleri ve 12 İmamlar olmak üzere bu yolda canlarını veren bütün şehitlerin anılarına bağlılığın bir gereği olarak yapıldı…

Aşurenin çıkış noktası ile ilgili en temel anlatım ise Nuh Peygamber’le ilgili olandır… Nuh’un Gemisi’nin karaya oturmasından sonra gemide bulunan son yiyeceklerden yapıldığı söylenegelir bu yemeğin.’

Bu satırları geçen yıl bugün yazmıştım.

Zaman hakikaten muazzam bir hızla geçip, gidiyor.

İnanın şu bir senenin nasıl geçtiğini hiç anlamadım…

Sanırım hiç birimiz de pek anlamadık zaten…

Hepimize bolluk, bereket ve en başta da sağlık, afiyet getirmesi temennisiyle…

İzzet Çapa

View this post on Instagram

HAZRETİ NUH’UN GEMİSİNDE PİŞİRİLEN YEMEKTİR AŞURE… … Bugün Aşura Günü… Bu konulara gayet ilgili ve fakat maalesef yeterince bilgisiz olan bendeniz, yine bizim Memo’ya danıştım. Neydi bugünün hikmeti, nedir bu ayın bereketi? Anlat da istifade edelim dedim… O anlattı, ben dinledim, aklımda kalanları sizlere de özetledim… ‘Aşura Arapça bir kelimedir ve on demektir. Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem’in onuncu gününü işaret eder. Kimi kaynaklara göre İslam’dan önce başta İsrailoğulları olmak üzere bir çok kavim bu günde oruç tutarmış… Dini metinlerde, insanlığı etkileyen bir çok önemli hadisenin bugün yaşandığını görürüz. Hazreti Adem’in tövbesinin kabul edildiği, İbrahim Peygamber’in Nemrut'un ateşinden kurtulduğu, Musa'nın kavmini Firavun’un zulmünden kurtardığı, Yunus Peygamber’in balığın karnından kurtulduğu, Hazreti Eyüp’ün dertlerine şifa bulduğu, Hazreti Yakub'un evladı Yusuf'a kavuştuğu ve Nuh Peygamber’in gemisinin karayı bulduğu gündür bugün… Ve elbette İmam Hüseyin’in şehit edildiği gündür. Dolayısıyla Muharrem ayı, bu ayda tutulan oruç ve sonrasında pişirilen aşure derin anlamlar taşır… İmam Hüseyin'in Kerbela Çölü’nde şehit edilmesiyle Muharrem Orucu, Aleviler için aynı zamanda bir ‘matem orucu’ olagelmiştir… Aşure çorbasının da Aleviler için anlam ve önemi diğer toplumlardan farklıdır… Hazreti Hüseyin şehit edilmeden önce, Muharrem ayında tutulan oruçtan sonra aşure bir şenlik havasında pişirilip, paylaşılıyordu. Onun şahadetinden sonra itibaren, aşure şenlik havasından tamamen uzak bir şekilde başta Kerbela şehitleri ve 12 İmamlar olmak üzere bu yolda canlarını veren bütün şehitlerin anılarına bağlılığın bir gereği olarak yapıldı… Aşurenin çıkış noktası ile ilgili en temel anlatım ise Nuh Peygamber’le ilgili olandır… Nuh’un Gemisi’nin karaya oturmasından sonra gemide bulunan son yiyeceklerden yapıldığı söylenegelir bu yemeğin.’ Bu satırları geçen yıl bugün yazmıştım. Zaman hakikaten muazzam bir hızla geçip, gidiyor. İnanın şu bir senenin nasıl geçtiğini hiç anlamadım… Sanırım hiç birimiz de pek anlamadık zaten… Hepimize bolluk, bereket ve en başta da sağlık, afiyet getirmesi temennisiyle…

A post shared by İzzet Çapa (@izzetcapa) on

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir