İstanbul’dan Bir Gevrek&Ginger Geçti!

Bence internet’in ve sosyal medyanın en güzel yanı belirli ilgi alanlarına sahip insanların birbirinin radarına girip daha sonra gerçek hayatta buluşması. Bu son derece keyifli bir şey.

Eskiden mektup arkadaşları vardı. Çoğumuz mektup arkadaşlarımızla hiç yüzyüze gelmedik ama hayatımızda tuttuğu yer konusunda kimsenin şüphesi olduğunu düşünmüyorum. Tüm mektup arkadaşlarımı yazdığı kelimeler ve satırlardan yola çıkarak nasıl bir birey olduğunu kafamda defalarca tahayyül etmişliğim vardır.

Geçtiğimiz hafta sosyal medyadaki mektup arkadaşım (ağabeyim) Gevrek&Ginger.com kurucusu sevgili Haluk Özyavuz ve ekibi Nicole‘de biz İstanbul’lu yeme-içmecilere gastronomik bir davet düzenledi. Üstelik sadece Gevrek&Ginger ekibi değil, İzmir’in eli öpülesi insanı ve İzmir Gourmet Guide‘ın feyiz alınan önde gelen ismi Ahmet Güzelyağdöken ağabeyimiz ve diğer pek kıymetli İzmir’li arkadaşlar da vardı.

Instagram‘da ilk gördüğüm günden beri dikkatimi çeken ve her blog yazısında daha fazla şey öğrendiğim Gevrek&Ginger ve ekibi ile tanışmak, hele bu buluşmayı bir ziyafetle taçlandırmak tek kelimeyle muhteşemdi.

Şahsen yeme-içme alanında kalem sallayan toplam 36 kişinin bu buluşmasını sektör açısından oldukça önemli ve tetikleyici bir mihenk taşı olarak görüyorum. Çünkü Türk yeme-içme kültürü adına yapabileceğimiz ne kadar çok şey olduğunu o gece masalarda yaptığımız konuşmalarda iyice idrak ettik. Sonuç olarak da karşımıza kocaman bir manzara çıktı.

İyisi mi size gecenin şahit olduğum önemli notlarını (Harbiyiyorum usulü) aktararak yazıma veda edeyim;

  • Toplumlar, sosyo kültürel düzlemde yeme-içme bağımsız olarak sınıflandırılamazlar. Bu şekilde yapılan tüm değerlendirmeler hatalıdır. (İzmir’den denize dökülür)
  • Saray/imparatorluk geleneği olan her milletin mutfak kültürü de gelişkindir. Bu yüzden Türk mutfağı da yeryüzündeki hatırı sayılır önemli mutfaklardan biridir.
  • Türkler son derece kuvvetli bir yeme-içme kültürü havzası üzerinde yaşıyor ama maalesef bizde diğer birçok alanda olduğu gibi arşivleme diye bir durum söz konusu olmadığı için bu bağlamın net fotoğrafını göremiyoruz.
  • Sakatat” gastronomluk sanatının en önemli kısımlarından biridir. “Sakatat” yemeyen adamdan gurme falan olmaz, hiç bir gurme kızını bu adama vermez.
  • Biz yeme-içme yazarları, blogger ve gönül verenlerine Türk yeme-içme kültürünün geleceğinin şekillenmesi adına çok iş düşüyor. (Haluk abi özellikle bunun üstüne basarak söyledi.)
  • Sanayicilerin hemen hemen hepsi gastronom. (Nerede ne yenir bilir ve araştırırlar)
  • İlişkilerde çiftlerden biri sakatat yemiyorsa aile terapistine danışmaları olumlu sonuç verebilir :)
  • Çok iyi yerim ve de anlarım diyen “gurme” ise eğer, yediği malzemeyi kullanmayı bilen adam her “gurme“ye değer.
  • Ahmet abi (Ahmet Güzelyağdöken) kesinlikle televizyon programı yapmalı. (Şahsi görüşüm)
  • Kesinlikle bir an evvel İzmir’e gitmeliyim ve Ahmet abi ile Izmir Gourmet Guide turlarına katılmalıyım. Siz de katılın! (Kuvvetli şahsi görüşüm)
  • Daha çok gezmeliyiz. Havza geniş. (İç sesim)
  • Harbiyiyorum.com olarak üstümüze düşeni yapmaya hazırız, yeter ki daha fazla gezebilme imkanına ulaşalım.

Vesselam…


Salih Seckin Sevinc

Harbiyiyorum.com kurucusu. 2009'dan beri yeme-içme üzerine keşifler yapıyor. Araştırıyor, yiyor, içiyor ve yazıyor. "Harbi Yiyorum - Türkiye'de Harbiden Nerede Ne Yenir?", "Her Şeyin Başı Blog" ve "Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya" kitaplarının yazarı.

İstanbul’dan Bir Gevrek&Ginger Geçti!” için 2 yorum

  • 19 Ocak 2015 tarihinde, saat 20:02
    Permalink

    Harbi Yiyorum diliyle yazılmış ne güzel bir yazı öncellikle mektup arkadaşı benzetmesi çok doğru. O 36 kişiden pek çoğu benimde mektup arkadaşım sayılır. İzmir’e de bekliyorum. Selamlar

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir