Kaptanın Seyir Defteri: İstanbul Coffee Festival 3.Gün

Bu yıl ilki düzenlenen İstanbul Coffee Festivali dün itibari ile bitti. Festival süresi boyunca kahve aşkıyla 14.270 kişi festivali ziyaret etti. Sosyal medya, ne denli büyük bir güç olduğunu yine ispatlamış oldu.

Festivale 3. gün saat 15:00 gibi katıldım. Büyük bir heyecan ve merak içinde Karaköy İskelesi’nden Galata Rum Okulu‘na ilerlerken kapıdaki kalabalığı görünce gerçekten şaşakaldım. Bileti olup içeri girmek için sıra bekleyenler, bileti olmadan gelip, bilet almak ve içeri girmek için sıra bekleyenler soğuk havaya aldırmadan bir umutla içeri girebilmek için bekliyordu. Kapıda bulunan görevliler festival alanının çok dolu olmasından ötürü bilet satışının durduğunu söylediler. Ancak buna rağmen insanlar bir umut beklemeye devam ediyordu.

Kahve Festivali için böylesi güzel, tarihi bir mekan seçilmesi festivalle bir bütünlük oluştursa da katılımın izdiham derecesinde fazla olması nedeniyle gelen katılımcılar bir türlü festivalden tat alamadı. Birbirine çarpan insanlar, adım adım yürümeye çalışanlar, selfie çekmeye çalışanlar… Standlar önünde oluşan kalabalıktan dolayı standı atlayıp başka standlara yönelenlenler oldu.

kronotrop-turk-kahvesi

Girişte görevliler yoğunluk nedeniyle beni ikinci kata yönlendirdi. İkinci kata çıktığımda çok güzel bir sergiyle karşılaştım ve aşağıdaki atmosferi gözlemledim. Yukarıdan bakınca ağaısı Didim Altınkum plajı gibiydi. Ben resimleri incelerken birden elektrikler kesildi. Hep bir ağızdan itiraz sesleri yükseldi. Malum makineler elektrikle çalışır :) Neyse ki çok geçmeden gelen elektrik herkesin keyfini yeniden yerine getirdi.

Yine de mekanın nostaljik yapısı, jazz ve kahve kokusu ile bütünleşerek insanı büyülüyordu.

Ama bu büyü standları gezmeye başlayınca maalesef bozuldu. 3 gündür festivalde bulunmanın yorgunluğundan olsa gerek standlarda bulunan arkadaşların yaşam enerjisi resmen ellerinden alınmış gibiydi. Çok fazla tadım yapamadım çünkü her standda “kahvenizi deneyebilir miyim?” demekten usandım.

Cımbızla ağızlarından bilgi almaya çalıştığım standlar oldu. Kahve aldığım bardaklar elimde kaldı. Bir ara sadece çöp kutusu aradığımı hatırlıyorum. Yalan yok başka bir standa boş kahve bardağımı bıraktığım bile oldu.

kronotrop-turk-kahvesi-2

Mekan 5 kattan oluşuyordu. Sigara içen insanlar kahve içerken 5 kat yukarı çıkıp sonra tekrar inmek durumunda kalıyorlardı. Bu bir kısır döngüydü ve merdivenlerdeki trafiği arttırıyordu. Festival alanında gezinirken çok yoruldum azıcık soluklanayım diye düşündüm ama ne mümkün! Yürümeye bile yer yokken oturmaya yer bulmak çözülmesi gereken bir bulmaca gibiydi.

Teras katta SCAE Türkiye 2015 Kahve Şampiyonası yapılıyordu. Dün de kazananlar belli oldu. Kahve yarışmalarının “Barista” kategorisinin birincisi Özkan Yetik, “Latte Art” kategori birincisi Özgür Genç, “Kahve Demleme” kategori birincisi Umut Gökdeniz, “Kahve Kavurma” kategori birincisi Çağatay Gülabioğlu, “Cezve&İbrik Türk Kahvesi Yarışması“nda birinci olan ise Hazal Ateşoğlu oldu. Hepsini ayrı ayrı biz de tebrik ederiz.

Kitap ve kahve ayrılmaz bir ikilidir. Bu nedenle gözüm hemen kitap alanını aradı. Açıkçası bu alanı çok dar ve yetersiz buldum. Ben olsam kitap alanını girişte bir yere koyardım. Çünkü jazz ve kahve yanında kitap karıştırımanın keyfini de bütün katılımcılar yaşamalı.

Heirloom İstanbul’un demleme kahvesine bayıldım. Bitter çikolta aşığı biri olarak Lindt’in önerilen deniz tuzlu çikolatasını denedim ve benim lezzet skalama göre olmadığına karar verdim ama portakallı çikolatasına bayıldım. Kahve dünyasının sahlepli kahvesi çok güzeldi. Zapatista‘nın filtre kahvesi ve hikayesi oldukça etkileyiciydi. Henüz fiziki olarak bir yerde olmasa da Heisenberg Coffee&Roastery hem soğuk kahvesi hemde konsepti ile insanlara enerji veren tek standdı diyebilirim. Tüm bunların yanı sıra günün kahvesini tatmak için bir Türk kahvesi aradı gözüm. Ama maalesef Kronotrop dışında bir yerde Türk Kahvesi yapan 3.Dalgacı görmedim. Türk kahvesini eve gelince kendi elimden içtim. Kronotrop’un da önü çok kalabalık olduğu için standa dahi yaklaşamadım.

Heisenberg Coffee

Yine de insanların günlük hayatında farkında olmadıkları şeylere farkındalık yaratıp araştırma yapmalarına ve öğrenmelerine vesile olan her girişimi sonuna kadar destekliyorum. Böyle bir organizasyonla insanlar her gün içtikleri kahveyi yudumlarken kahvenin, 3.dalga kahve akımının hatta 1. ve 2. dalga kahve akımlarının, baristanın, nitelikli kahvenin ne olduğunu anladılar…

Organizasyon sahiplerini geç kalınmış böyle güzel bir festival için tebrik ederim. Sayelerinde ülkemiz için kahvenin ne kadar önemli olduğu anlaşılmış oldu. Bir çok kahve markasını ve çeşidini tanıma fırsatı bulduk.

Kahve seven bu kadar çok insanın beklentisinin hemen ilk festivalde karşılanması zor birşey elbette…

Çünkü talebin ne kadar olacağı önceden kestirilemezdi. Seneye yapılacak festival için çok daha iyi hazırlanacaklarından eminim.

Şimdi gözler seneye yapılacak ikinci İstanbul Coffee Festivali‘nde… Beklenti büyük!

Kaptanın Seyir Defteri: İstanbul Coffee Festival 3.Gün” için 4 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir