Kendisi kabul etmese de Vedat Milor gurmedir

Vedat Milor’u severim. Harbiyiyorum.com’da yazmaya başladığım yıllarda NTV yayınlarından İtalya isimli yemek kitabı çıkmıştı. İlk kez o zaman ismini duymuş ve “Vay be!”demiştim. “Ben İtalya’ya henüz ilk kez gittim, adam tüm İtalya’yı gezip yiyip yazmış. Helal olsun!”

Zaten sonrasında da NTV’de Türkiye’yi gezerek lezzet odaklı televizyon programı yapmaya başlamıştı.

O güne kadar Türk televizyon tarihinde benzer bir formatın yapılmadığını düşünüyorum. Yemekteyiz gibi bir grup insanın birbirini kendi sofralarında ağırladığı ve ucunda da ödül olduğu için birbirlerinin yemeklerini yerdiği bu programdan sonra Vedat Milor’un yemek ve lezzet üzerine hazırladığı “Tadı Damağımda” programı ilaç gibi gelmişti.

Gezdiği restoran yelpazesi ve tattığı lezzet o kadar genişti ki ister istemez karşılaştırmalara giriyor, bazı restoranları da bilgisi seviyesinde ve kendi üslubunca eleştiriyordu. 

Zaman içerisinde Vedat Milor tıpkı İlber Ortaylı, Canan Karatay gibi alanında ikon bir isim; bir marka haline geldi.

Konuyu nereye bağlayacağımı biliyorsunuz; son günlerde kampanyası yürütülen Vedat Milor’un başrolünü üstlendiği keçi sütlü dondurma reklamına…

Kendisinin sık sık gurme olmadığını iddia eden Vedat Milor, bu reklam çalışmasında içinde bir sürü katkı maddesi bulunan bir endüstriyel dondurmayı reklam filminde överek tanıtıyor. “İşin özü boool keçi sütü!” diyor reklamda… Dışarıda kendisinin fotoğrafının olduğu reklam panolarında da “Bildiklerinizden 10 kat keçi sütlü” yazıyor dondurma için…

Oysa ki, ürünün içindeki keçi sütü %25. Bunun haricinde glikoz şurubu, süt tozu, inek sütü ve bir sürü katkı maddesi daha ihtiva ediyor. Bunda on misli keçi sütü varsa demek ki keçi sütlü dondurma konusunda piyasadaki muadillerinin vay haline diyorsunuz! 

KİMDİR BU GURME

Gelelim gurmelik konusuna… Vedat Milor bu reklam çalışması sonrasında epeyce eleştiri aldı tabii. Kendisi sosyal medyada kendini eleştirenlere cevap vermekten de çekinmiyor. Her zaman olduğu gibi kendisinin gurme olmadığını bilakis restoran eleştirmeni olduğunu belirtiyor.

PEKİ GURME NEDİR

Haşa bir ulvî karakter, ulaşılamaz bir ermiş gibi düşünülen, tüm yeme içme aleminin piri gibi algılanan gurmelik makamını henüz Türkiye’de sahiplenen kimse yok. Anlayacağınız orada bir gurme var uzakta ve o gurme Vedat Milor değil, Mehmet Yaşin değil, Ayhan Sicimoğlu hiç değil…

Niye?

Çünkü gurme değilim derseniz bu sizi ticari işlerinizle ilgili güvenli ve serbest bir bölgeye taşıyor. Böylece hatalar yapabilir hale geliyorsunuz.

Ben size gurme nedir söyleyeyim;

Daha önce yemediğiniz bir yemeği size anlatabilen, zihninizde canlandırabilen kişiye gurme denir. Bu tanım basit bir tanım ama gömleği üstüne giyen kişinin ekonomik anlamda, sosyo kültürel anlamda ve kuvvetli sağduyu gibi yetenek setlerinde üstün olmasını da gerekli kılıyor.

Bu bağlamda kendisi kabul etmese de yüzlerce restoran gezen, binlerce lezzeti deneyen, şarapları tadan, kıyaslayan ve kendi varoluşunu da bu şekilde ortaya koyan Vedat Milor bir gurmedir. Türkiye’de üstüne de yoktur! 

Şimdi öncelikle bir pazarlamacı gözüyle şunu belirtmek isterim. İnsanlık tarihinin başlangıcından beri ticaret insan hayatında var. Para bulunana kadar takasla, para icat edildikten sonra parayla devam etmiş kadim bir silsile ticaret… Bugün ticaret olmasaydı metaları, kültürleri, hizmetleri ve hatta dinleri bile günümüzdeki halleriyle göremezdik.

Elbette yaratılan ve oluşan her bir değerin piyasada bir ticari karşılığı ve bedeli var. Vedat Milor’un da var, Instagramdaki bir influencerın da var, restoranı tanıtanın da var, restoran sahibinin de var, restorana tatlı olarak dondurma satmaya çalışanın da var.

Bu yüzden Vedat Milor’un ticaretine hiçbir sözüm yok. Serbest piyasada herkes ticaretini kanunlar çerçevesinde gerçekleştirebilir. Ticaret insanoğlunun ihtiyaçlar hiyerarşisinin birtakım aracılarla önceliklendirilmesidir. Bundan da daha doğal bir şey olamaz

Lakin yukarıda da bahsettiğim gibi Bay Milor yemek eleştirisi yaparak restoranların cirosunu etkileyebilen hatta restoranları kapattırabilen biri.

Böylesine güce sahip etkili birinin aynı şekilde övdüğü bir dondurmayı restoranların menüsüne sokabileceğinden de eminim. 

Merak ettiğim şey ise “restoran eleştirmeni” olarak gittiği dükkanda o endüstriyel dondurmayla karşılaşırsa o restoranı övüp övmeyeceği…

Hasılı,

Bu dilemmayı nasıl aşacağız?

**Yazının orjinali oda.tv de yayında…

Salih Seckin Sevinc

Harbiyiyorum.com kurucusu. 2009'dan beri yeme-içme üzerine keşifler yapıyor. Araştırıyor, yiyor, içiyor ve yazıyor. "Harbi Yiyorum - Türkiye'de Harbiden Nerede Ne Yenir?", "Her Şeyin Başı Blog" ve "Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya" kitaplarının yazarı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir