26 Nisan 2013

Bağdat Caddesi’nde Butik Pizza Nerede Yenir? Bafetto Pizza, Şaşkınbakkal, Kadıköy, İstanbul

Bafetto-Pizza-Saskinbakkal-Kadikoy

Komşuda pişer bize de düşer diye düşünürken, bize düşmesini beklemeden Bağdat Caddesi‘ndeki Bafetto Pizza‘nın yolunu tuttuk.

Lütfen bize bir zahmet “Türkiye’de pizza hödödür! Hede de ise afiyetle yenir.” demeyin! Çok zor, efendim. Çok zor. Koskoca 3 yılda 2 pizzacı yazısı yazmışız. Bunun da zaten biri İtalya’da… Eh, yani İtalya’da onca pizza yedikten sonra bizim de işimiz zor. Kimseye de inanasımız gelmiyor. Bize adam gibi bir butik pizzacı lazım ya ehl-i boğaz!

İmdi, bu Bafetto Pizza ise beklentilerimizi pek güzel karşıladı. Valla ne yalan söyleyelim; butik pizza mantığı, kafadan pizzacı olma iddiası, fırınlarının farklılığı ve şaraplarının ev ortamı sunumu bizi iyice havaya soktu. Hasılı dedik ki; “Buranın mayası tutmuş arkadaş! Olmuş burası.”

Bafetto-pizza-saskinbakkal-kadikoy

11 Mayıs 2012′de kurulan pizzacıyı Burak Sümer işletiyor. 30 senedir restoran işinde olan biri. Bu sektörün bütün kademelerinde çalışmış. En sonunda da hayalinin peşinden gitmiş ve kaliteli pizzayı ucuza getirmek amacıyla kolları sıvamış. Böylece bu evrensel yiyeceği çok özel bir fırınla Kadıköy halkının ayağına getirmeyi başarmış. Üstelik fiyatları çevre pizzacılara göre gerçekten makul.

Kullandığı fırın ise özel. Biz ilk defa gördük. Evet, bir volkanik taş fırın değil ama bu fırının imalatını sadece Romalı bir usta yapıyormuş. Doğalgaz ile çalışan ama taş üzerinde pişen pizzalar 2 dakika 20 saniyede servise hazır hale geliyorlar.

“Bu fırından Türkiye’de şu anda yalnızca iki tane var dedi” Burak bey. Herhalde bir üçüncüsü  gelecek olsa onu da Burak bey sipariş edecek.

Bafetto Pizza Doğalgazlı Fırın

Şimdi biz, her daim belirttiğimiz gibi butik olan bir şeyin çok fazla abartılmamasından yanayız. Mesela lezzeti kebirlerin bir Çöpçü’ler zinciri, bir Köfteci Ramiz’ler gibi olmasını istemeyiz. Bunu lezzetin ve bu işin doğasına aykırı buluyoruz. 3 şubeye kadar olur. Eyvallah. Ama o da ilahi bir irade ve altı dolu bir sebeple olacak.

Umarım Bafetto güzel ve anlamlı bir büyümeye şahit bırakır bizi. Bu vesile ile de “Şehrin En İyi Pizzacısı” olur gerçekten. Biz Burak beyde o alameti gördük dostlar.

Sonrası Allah Kerim.

Şimdi… Bak bak! Olaya gel. Hem butik, hem hızlı pizza. Daha ne olsun? Hadi pizzaya koşun.

Burak Sümer Bafetto Pizza

Bafetto Pizza
Bağdat caddesi. Yapı Kredi İkramiye Blokları 361/a Şaşkınbakkal – İstanbul
Tel: 0216 3601207 – 0216 4780111

Google-Map-Icon821Adresi haritada görüntülemek için tıklayın!


Hamur İşleri, İstanbul, Kadıköy, Pizza, Türkiye, Ülke, Yiyecekler kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | 2 yorum
09 Nisan 2013

Gaziantep’te Beyran Nerede Yenir, İçilir? Metanet Lokantası, Gaziantep

Beyran-Metanet-Gaziantep

Çorba mı, et yemeği mi biz de bilemedik ama yaygın olarak ilk akla gelenin aksine “Kelle-Paça” çorbası hiç değil. Atınız onu kafanızdan. Safi et, pirinç, et suyu, iç yağı, sarımsak ve bol acı. İşte bu mübarek ile tanıştıktan sonra böyle buyurdu, Mustafa abi. Metanet’in sahibi kendisi. Pilav ile çimdiklediği etlerin başında. Yanındaki bakır kaselere önce pirinç, sonra haşlanıp kemiğinden sıyrılmış et, üzerine de azıcık iç yağı bırakıyor ve kaseleri ateşe doğru uzatıyor. 51 senedir bu işi yaptığını söylüyor.

Bir düşünün bakiyim? Hangi insan 51 sene sevmediği bir işi yapar? Mustafa abi yaptığı işe bayılıyor. Huzurlarınızda bu sevgi ile zuhura çıkmış ve Antep’te markalaşarak tüm Türkiye’ye yayılmış bir yemek var: Beyran. Kutb-ül çorba, reis-ül et yemeği, pirinç-ül kebir.

Üçüncü Gaziantep çıkartmamız ile birlikte öncesinde gidemediğimiz yerlerden biri olan Metanet’i ziyaret etmiş ve böylece Gaziantep külliyatımızı da rabbimize hamd ederek şimdilik nihayete erdirmiş olduk.

Beyran, Metanet Lokantası, Mustafa Abi, Gaziantep

“İyi yerim.” diyen her ölümlünün mutlaka denemesi gereken Beyran aslında Anteplilerin sabah kahvaltası. Yani öğleden sonra Metanet’te Beyran bulamazsınız. Biz sabah 09:00′da gittik. Kış zamanıydı. Metanet Lokantası hana benzeyen geniş ve soğuk bir salona ve içerisinde Beyranını yiyen ya da yemek için yeni sipariş vermiş olan onlarca insanla doluydu. Peki ortam soğuk ama insanlar üşüyor muydu? Hayır, tabii ki. Üşümüyordu. Peki neden di? Çünkü insanların yedikleri yemekteki acıdan içleri ısınıyordu da ondan.

İşte böyle.

Beyran dediğimiz olay ise şöyle bir şey; Kemikli etler 12 saat suda haşlanır. Pirinçler suda haşlanır. İç yağ, tereyağ kıvamına getirilir. Bunlar Mustafa abinin elinin altına verilir. Mustafa abi bunları bir güzel bakır kaselere tepeler, daha sonra bu tepelerin üzerine daha önceden haşlanmış etin suyu har ateşin üzerine alınan bakır kaselerin üzerine sular seller gibi boca edilir. Ateş gürler. Şimşek çakar. İçinizdeki eşek kişner. “Acı olsun” derseniz iki çorba kaşığı, “Acı olmasın” derseniz tek bir çorba kaşığı pul biber kasenin içinde kendine yer bulur. Sonra da afiyetle midenize indirmeniz için servis edilir.

Beyran, Metanet Lokantası, Gaziantep

“Acı” değişik bir zevktir dostlar. Etrafınızdaki insanların gelen Beyranlarının üzerine kaşık kaşık pul biber attığını görürseniz sakın şaşırmayın. Nedeni acının izafi olmasıdır. Antep’te ise bu izafiyet çok belirgindir. Yerse!

Bu yiyeceği içip de şükretmeyen, “Oha, bu ne biçim şey lan?” demeyen olursa bize mesaj göndersin lütfen. Emin olun, kendisine cevap göndermeyeceğiz. Ama kendisine Cenab-ı Hak’tan dil, dimak, lezzet v.b. konularda tez zamanda daha ehliyetli olması ve şifa bulması adına niyazlarda bulunacağız.

Metanet Beyran Salonu, Gaziantep

Yani dostlar, Gaziantep’e yolunuz düşerse 2 gün kalın ve bir sabahınızı mutlaka Beyran içmeye ayırın. Diğer bir sabahınızı da Katmer yemek için ayıracaksınız çünkü. “Sabahları bir de ciğer kavurma varmış, ne yapacağız ne yapacağız? Bunu yiyemeyeceğiz bak, tüh, tüh. Aman Allahım!” diye panik yapmayın. Efsane ciğer kavurmayı (başka türlü bir şey) her vakit Köşk Kebap‘ta yiyeceksiniz çünkü. Şimdi biz size Metanet‘i yazdık ya, Gaziantep’teki diğer yazılarımızı da okumayı unutmayın. Biz bu işi çok seviyoruz çünkü.

İnşallah hakkıyla Gaziantep külliyatını oluşturabilenlerden olmuşuzdur.

Peki Beyran’daki et dana mı? Tövbe haşa! Kuzu kuzu.

Harbiyiyorum tüm güzel yiyici insanlara selam eder!

Metanet Lokantası, Gaziantep

Metanet Lokantası
Kozluca mah. Kozluca cad. No:11 Eski Buğday Pazarı Civarı – Gaziantep
Tel: 0342 2314666

Google-Map-Icon821Adresi haritada görüntülemek için tıklayın!


Çorba, Gaziantep, Türkiye, Ülke, Yiyecekler kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | 3 yorum
30 Mart 2013

Restoran Web Sitelerinin Yaptığı 5 Hata (Zararın Neresinden Dönerseniz Kardır)

adanapirzolatavukkebap

Efendim son günlerde restoran ziyaretlerimiz sıklaştı. Profesyonel iş hayatımız gereği gittiğimiz restoranların web sitelerini de şöyle bir inceliyoruz. Ancak o da ne! Artık cimrilikten midir? Adam gibi web sitesi yapacak adam bulamamaktan mıdır? Bu işlerden anlamamaktan mıdır, nedir bilinmez; genelde restoran web siteleri çok kötü oluyor be arkadaş! Yahu işiniz göze, mideye hitap ediyor! Yani bir doktorun ilaçla ne kadar ilgisi var ise sizin de estetikle o kadar ilginiz var. Neden böyle yapıyorsunuz kuzum? Müşteriyi kaçırıyorsunuz, kendi bindiğiniz dalı kesiyorsunuz. Yapmayın!

Neyse, yazının başında da söylediğim gibi zararın neresinden dönerseniz kardır. Buyrun size internet sitelerinizde yaptığınız 5 hata!

1. Mobil ve Tablet Cihazlarda Görünmeyen Web Siteleri

Devir artık elinde Neil Armstrong’un uzaya gittiği teknolojinin 1000 misli kuvvetli cihazlarla sokaklarda dolaşıp, ota boka yorum yazma devri olmuş, siz hala “Flash” sitenizle bu cihazlarda görüntülenmeyi bekliyorsunuz! Millet küçük bir Vedat Milor olmuş adeta! Bugün internete yolda yürürken ya da tuvalette işini görerken giren ademoğlunun oranı %40, sen hala mobil ve tablette görünmeyi önemseme! Yolda giderken adresini, telefonunu bulamadığımız yerleri pas geçtiğimizi belirtmeme gerek yok herhalde. Artık başka sefere. Nasip.

2. Kötü Kalite Görseller

Elinizde kuvvetli olması gereken en önemli malzeme! Henüz internetten lezzet ve koku verilemediğine göre, o gece yarısı iğrenç flaşlarla çekilmiş, gün ışığından nasibini almamış fotoğraflar da neyin nesi acaba?

“E, peki n’apcaz?”

Kural basit; Eğer çektirdiğiniz fotoğraflar sitenizi ziyaret eden kişilerin (ve dahi sizin) iştahını açmıyorsa o fotoğrafları sitenizde kullanmayın. Paranıza azıcık kıyın! Yemek fotoğrafı çekimi konusunda deneyimli profesyonel bir fotoğrafçı ile anlaşın. Alın size bir başlangıç. Hiçbir şey yapamıyorsanız bizim sitemizdeki yemek fotoğraflarından ilham alın.

Hele bir de oradan buradan toplanmış hazır görsellerden kullananlardan var. Onlara sadece “Allah akıl fikir versin” diyorum.

3. Eksik Menü(ler)

Be kardeşim! Hafta sonu kahvaltı veriyorsun ama hala brunch menünü internet sitene koymuyorsun. Ya da sipariş için ayrı hazırlaman gereken menünü, servis için yaptığın menüden ayırmıyorsun. Sonra da siparişe gönderemeyeceğin yiyecekler için gelsin müşteri memnuniyetsizliği.

Menülerinizin internet ziyaretçilerine ulaşabildiğinden emin olun! Kahvaltı, brunch, öğlen, akşam, sipariş menülerinizi ayırın. Mümkünse bütün menülerinizi .PDF formatında bilgisayarlara indirilebilir kılın. Kılın ki, insanlar ofislerinde dışarıdan sipariş verecekleri zaman hemen bunları basıp arkadaşlarına siparişleri toplamadan önce dağıtabilsinler. Menülerinizdeki yiyeceklerin altında her seferinde yeni bir müşteriye sunum yapıyormuşcasına açıklamalar olsun.

4.  Tıklanmayan ve Kayıp Telefon Numarası

İnsanların artık mobil cihazlardan internete girdiğini söylemiştim değil mi? Peki akıllı telefondan giren kişinin tek bir tıklamayla restoranınızı arayabileceğini biliyor muydunuz? Bu yüzden telefon numaranız sadece sitenizin “İletişim” kısmında değil her sayfanızın üst sağ köşesinde görülebilir ve mobil cihazlardan da tıklanabilir olduğundan emin olun.

Muhtemelen aç bir insan sitenize girip uzun uzun web sitenizi dolaşmayacaktır. Biz mesela eğer açsak, sitede o kadar dolaşacağımıza gördüğümüz ilk telefon numarasını arar ve sorularımızı telefonda sorarız. Çünkü daha hızlı sonuç alırız. Ama ya o telefon numarasına tıklayamazsak?! Deyin bakalım?

“Bak tikkat et!” Telefon numaranız siteniz üzerinde havalı olacak diye “görsel formatında” olmasın. Mobil cihazlardan da şıp diye karşımıza çıkacak, tıklanabilir ve yazı formatında olsun.

Müşterilerinizin işini kolaylaştırın. Size dua etsinler, küfür değil.

5. Kayıp Adres, Harita, Restoran Görüntüsü

Restoran web sitelerinin her bir sayfasında adres bilgisi mutlaka olmalı. Google babadan aratan birininin sizin web sitenizin hangi sayfasından size ulaşacağını bilemezsiniz. Bu yüzden adresinizi kolayca bulabiliyor olsunlar.

Adres bilginizde “Haritada göster” bağlantısı koymayı unutmayın. Müşterilerinizi yerinizi haritada etraflıca görebilsinler. Ayrıca restoranınızın dışarıdan nasıl göründüğüne ait bir/birkaç görseliniz sitenizde mutlaka olsun. (Bakınız biz Harbiyiyorum‘da tüm yazıların son fotoğrafını dükkanın dış görüntüsü olarak koyarız. Neden? Çünkü insanlar nereye gittiğini ve dışarıdan neye benzediğini bilsinler diye.)

Ve Sonrası…

Evet. Tamam şaşalı bir web sitesi sizin işletmenizin de hakkı. Ancak bu yukarıda saydığım teknik bilgileri de göz ardı etmeyin. İşletmenizi dijital ortamda geliştirmek ve sosyal medyada ilerletmek isterseniz bizim sahibin yazdığı kitabı okuyun!

Bu konulardan hiç anlamıyorsanız, gelin size danışmanlık yapalım. harbiyiyorum@gmail.com‘a mail gönderin. Derdinizi yazın, derman olmaya çalışalım. Restoranınıza mobil uygulama (Application) yaptırmak isterseniz de buraya danışın!

Not: Bu arada Harbiyiyorum’a reklam vermeyi de unutmayın. Yeme-içme ile alakalı an itibari ile aylık 55.000 ziyaretçimiz var. Boru değil. Lütfen. (Müracaat: harbiyiyorum@gmail.com)

Hadi bakalım. Çalışın! Çalışın!


Diğer kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | 5 yorum
06 Mart 2013

Balat’ta İşkembe Çorbası Nerede İçilir? Fetih İşkembe Salonu, Balat, Fatih, İstanbul

İşkembe Çorbası, Fetih İşkembe Salonu, Balat, Fatih, İstanbul

Kimilerine göre işkence kimilerine göre işkembe çorbası… İşkembe sevmek doğuştan mı değil mi? Bilim insanları şimdilerde bunu tartışıyor. Önemli bir mevzu tabii! Biz doğuştan olduğuna ısrar ediyoruz ve genetik olarak bu anlamda noksan olan arkadaşlarımızın da zamanla işkembe sevmeyi öğreneceğine inanıyoruz.

Fakat bizim lafımız “Nasıl içiyorsunuz bunu, ıyk!” diyen vatandaşlara. Arkadaşım bırakın bu ayakları! Bu mereti Almanı, Arabı, Bulgarı, İranı, İtalyanı, Yunanı, Romanı, Sırpı, Hırvatı, Polonyalısı hepsi yiyor, içiyor. Esas “Iyk” sensin!

Neyse efendim bu kadar fırça yeter. Yerimiz tarihi Balat. “Ben İstanbul’da yaşıyorum!” diyenin mutlaka gidip görmesi gereken bir muhitimiz. Mekanımız ise “Fetih İşkembe Salonu“. Tarihi mi? Evet efendim, tarihi. Eski bir mekan mı? Evet efendim, eski bir mekan. Kuruluş tarihi 1973. Çorbası güzel mi? Kokoreçi var mı? Evet efendim, çok güzel. Kokoreçi de var, kellesi de var. Ağzınıza layık!

Yahu ne tuhaf değil mi? Şöyle bir düşününce bizden evvel de işkembe çorbasının var olması insanın içine tatlı bir ürpeti veriyor. Yoksa bu sadece bize mi öyle geliyor!? Deyin bakalım.

İşkembe Çorbası, Fetih İşkembe Salonu, Balat, Fatih, İstanbul

İşkembeye sirke ve sarımsak katılır dostlar. Azıcık da renklendirilir. Fetih İşkembeye gidince siz de aynısını yapmayı unutmayın. Renklendirilmemiş işkembe çorbası, makyajsız geline benzer. Farklı fantazileri yoksa kimse makyajsız gelin istemez, öyle değil mi?

Şimdi size gerçek bir gurmelik denemesi yapıp (tarihte ilk) hiç işkembe çorbası içmemiş birine iyi işkembe içme deneyiminin nasıl bir şey olduğunu tarif etmeye çalışacağım. Hazır mısınız?

“Birinci aşama işkembe salonuna adım attığınızda gerçekleşir. Kesif bir sirke, sarımsak ve bilimum garip ekşi kokular genzinizi daha kapıdan adım attığınız anda yakmaya başlar. Tıpkı bir bilimkurgu filmindeki gibi zaman ve mekan soyutlaması devreye girer. Bu da bilinçsizce yutkunmanıza neden olur. Yutkunursunuz çünkü ağzınız sulanmıştır. Sonra sağ omuzunuzun üzerinden gelen bir ürperti ile bu kokuya ekmek bandırmak istersiniz. (Evet, ekmek bandırmak. Tuhaf değil mi?) Çorbanızı sipariş verdiğiniz anda beyniniz, etrafta duyduğunuz bütün kokuların en doğru kombinasyonunu yakalamak için siz farkında olmadan ışık hızı ile çalışır ve bilinçaltınız elinizin altındaki bütün malzemelerle yapacağınız kombinasyonu düşünmeye çoktan başlamıştır bile. (Malzemeleriniz: Pul biber, karabiber, kekik, tuz, sarımsak, sirke, sumak ekşisi ve limon)

Çorbanız dumanı üzerinde masanıza gelir. Ancak o çorba halen tam bir mamül değildir. Asıl işin büyüsü ise burada devreye girer. Siz tıpkı masallardaki cadılar gibi önünüzdeki kazanınıza (kasenize) gerekli muhteviyatı beyninizin anlamlandırdığı kadarı ile koymaya başlarsınız. Salona ilk girdiğiniz anda algıladığınız koku ne ise benzerini yapmak için elleriniz süratle çalışır ve sonunda çorbanız istediğini kıvama geldiğinde içine dalasınız, hatta onu başınızdan aşağı öylece döküp yalanarak yıkanasınız gelir. O bir çorba değildir artık! O Kudretli ve Güçlü bir İŞKEMBE ÇORBASI‘dır. İşte diğer insanları İşkembeciye çağıran sihirli koku da aslında sizin bu hazırladığınız büyülü muhteviyattan kaynaklanır. Bir diğer deyişle insanları işkembeciden içeri adım attıran aslında sizsiniz siz! Evet, Ahmet abi o sensin, Necla abla o sensin! Niye şaşırdın?

Hasılı işkembecide içine sizden birşeyler katmadığınız çorbalar işkembe çorbası değildir a dostlar. Zamanla bu konuda(işkembe makyajlama) iyice ustalaşırsınız. Böylece işkembe sevdası bir işkembe ustasından diğerine sirayet eder durur. Evladınız sevmez belki ama torununuz işkembe sevdalısı olur.”

Fetih işkembeye ve kurucusu Hacı Ahmet Çelik’e bizden selam!
Essalatu Vesselam!

Fetih İşkembe Salonu, Balat, Fatih

Fetih İşkembe Salonu
Leblebiciler sok. No:14 Balatkarabaş mah. Fatih – İstanbul
Tel: 0212 5313740

Google-Map-Icon821Adresi haritada görüntülemek için tıklayın! 


Fatih, İşkembe, İstanbul, Sakatatlar, Türkiye, Ülke, Yiyecekler kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın
24 Şubat 2013

Akhisar’da Süt Kuzu Kokoreç Nerede Yenir? Şen Kardeşler Çorba ve Kokoreç Salonu, Akhisar, Manisa

Tabakta Süt Kuzusu Kokoreç, Şen Kardeşler, Akhisar, Manisa

Balkanların en meşhur yiyeceğini görmezden geleni Cenab-ı Hak da görmezden gel(ebil)ir. Bu sebeple sevgili Harbiyiyorum takipçileri, kemerlerinizi sıkı bağlayın! Sizi, süt kuzu kokoreçin bir başka lezzeti harikalar diyarına götürüyoruz. İyi okuyun, zira bu yazımızdaki Kokoreç’in hem sunumu, hem de hazırlanışı alışageldiklerimizden oldukça farklı.

Mekanımızın ismi Şen Kardeşler Çorba ve Kokoreç Salonu. Ahmet ve Mehmet kardeşler adında iki meslek erbabı tarafından işletiliyor. Daha önce bahsettiğimiz Can Köfte‘nin hemen karşısındaki sokakta köşede. İyi bir yiyiciyseniz, gözünüze çarpmaması mümkün değil.

Peki bu mekanda kokoreçi farklı kılan ne?

Ekmek Arası Süt Kuzu Kokoreç ve Dalak

İçerisine gram yağ ve katkı maddesi konulmadan 3 saat boyunca haşlanan süt kuzu kokoreçler daha sonra ızgarada tekrar pişiriliyor. Kokoreç genelde sokak yiyeceğidir ve ekmek arası yenir. Burada da her zaman olduğu gibi kokoreçinizi ekmek arası olarak tercih edebileceğiniz gibi, dilerseniz tabakta porsiyon olarak da söyleyebilirsiniz. (Biz genelde kokoreçi iri kıyım, porsiyon halde ve tabakta, domates, baharat v.b. katkı malzemesi olmadan yeriz.)

Ancak bir saniye! Bitti mi? Bitmedi! Bu kokoreçlerin yanında size bir de haşlanmış dalak servis ediliyor. Yani kokoreçleri dalak eşliğinde midenize indiriyorsunuz. Fotoğrafta (ekmek arası foto) gördüğünüz pembiş kokoreçlerin yanında daha kara görünen abiler işte bu dalaklar. Dalak, elbette kokoreçlerin lezzetini biraz yavanlaştırıyor ama kan yapar, kan! Her şey lezzet demek değil sayın okurlar. Yiyiverin kan olsun! Oh, yarasın.

Kansızsanız ne yiyecekmişsiniz? Dalak yiyecekmişsiniz. Aferin! Devam edelim.

Süt Kuzu Kokoreç Izgarada, Şen Kardeşler, Akhisar, Manisa

Evet, Ahmet ve Mehmet kardeşlere soruyoruz. “Bu kokoreçlerin içerisinde İstanbul’dakilerde olduğu gibi neden yağ yok?” diyoruz. “Bizi Akhisarlılar buradan kovar vallahi” diyorlar. Burada kokoreç dediğin böyle yenirmiş. Haklılar; zira burası Manisa’da lezzetine baktığımız ikinci kokoreççi.  Daha önce yediğimiz yerde de iç yağ kesinlikle kullanılmamıştı. O yüzden buradaki kokoreç sarmaları, İstanbul’da gördüklerimizin aksine inceler.

Hasılı, her zaman bir çubuğa geçirilmiş kokoreçleri filinta gibi görmeye alışmış olan bizler, Şen Kardeşler’de gördüğümüz eğilip bükülmüş kokoreçler ile zihnimizde kokoreçe dair yeni bir açılıma sahip olmuş olduk. Farklı lezzeti de cabası.

Efendim ne diyelim? Akhisar’a yolunuz düşerse midelerinizle beraber bizim selamımızı da Şen Kardeşler’e götürmeyi unutmayın.

Şen Kardeşler Kokoreç, Akhisar, Manisa

Şen Kardeşler Kokoreç
Merkezpaşa mah. 19.sok. No:50 Akhisar – Manisa
Tel: 0236 4138735

Googe Map IconAdresi haritada görüntülemek için tıklayın!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Kokoreç, Manisa, Sakatatlar, Türkiye, Ülke, Yiyecekler kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | 1 yorum