Kımız İçtik, Boorsok Yedik, Boz Üy’e Girdik: Yaşasın Kırgızistan!

Efendim gün yok ki bizi başka bir atraksiyona, yeni bir heyecana sürüklemesin. Şüphesiz şu yaşadığımız çevreye merakla bakan her gözün keşfedeceği bir sürü yeni şey var. Hele bu bir de farklı bir kültürle oldu mu tadından yenmiyor. (Yani aslında biz onu da yiyoruz ama lafın gelişi.)  25 Ocak’ta Taksim Titanic Hotel’de Kırgızistan Turizm Ofisi yetkilileri ve Türkiye’nin önde gelen seyahat-yemek bloggerları ile birlikte hem Kırgız yemeklerini tattık hem de Kırgızistan’ın tanıtımını artırmak üzere bir çalıştay gerçekleştirdik.

Geleneksel Kırgız lezzetleri ile birlikte uzun zamandır merak ettiğimiz bir lezzeti de ilk kez denemiş olduk: Kımız. Kımız pek kültürlü okuyucularımızın bileceği üzere “At Sütü“. Ama fermante bir at sütü. Hal böyle olunca da serde alkol var. Hepimiz süt içiyoruz elbette ama sütün de bir ömrü var. Süt bozulmasın diye fermante etmeyi öğrenmişler göçebe toplumlar. Olmuş size kımız. Yalnız kımızın tadı nasıl derseniz, böyle  at gibi kudretli bir hayvanın sütünün bozulduğunu (yoğurtlaştığını) düşünün, en ağır koyun peynirinin kokusunun da biraz daha ağırını düşünün. Bir de bunu biraz alkollü düşünün. İşte oldu size Kımız.

Bloggercasting.com‘un tertiplediği çalıştay gecesi aynı zamanda bizim pişililerin minyatürü ve biraz da şekerlisi olan Boorsok ilgimizi çeken bir diğer Kırgız yemeğiydi. Boorsok Orta Asya Türklerinin hemen hemen hepsinde yapılan bir festival yiyeceği. Kımız içip, Boorsok yedikten sonra zihnimiz açıldı tabii ve Kırgız turizm heyetine bize yaptıkları sunumdan sonra başladık fikirlerimizi söylemeye. Notlar alındı. Çaylar kahveler içildi ve saat 23:00 oldu. Çıkışta Kesfet.tv Erkut abimizle ikişer ıslak cheeseburger attık. (Evet, yanlış duymadınız ıslak cheeseburger!)

Bu etkinlikten tam üç gün sonra Kırgızistan ekibini bir de Beylikdüzü’ndeki Emitt Turizm Fuarı’nda ziyaret ettik. Burada da fuarda en orjinal ve otantik stand ünvanını alan ekibin Boz-Üy (Göçebe Orta Asya Türkleri’nin kurduğu çadır evler) ünü gezdik. Yerel kıyafetleri ile yerel enstrümanları çalan Kırgız kadınlarını dinledik. Bir de “Happy Hour” a denk gelince bir kez daha Kımız içip, Boorsok gömdük. Sonrasında Rabbimize ve Gök Tengri’ye hamd edip evimizin yolunu tuttuk.

https://www.instagram.com/p/BPso9CYjtRu/?taken-by=harbiyiyorum

Ayrıca fuar günlerinde Kırgızistan standı önüne gelip Boz-Üy önünde fotoğraf çektirip #DiscoverKyrgyzystan hashtagi ile paylaşanlardan bir çifte Kırgızistan seyahati hediye edildi.

Atalarımız Orta Asya’dan göç etmiş şimdi kim gidecek bir daha oralara demeyin. Eskiden olduğu gibi at sırtında gitmenize gerek yok, biliyorsunuz. Uçakla 3 saat. Gidin, yenilenin, köklerinizle bağlantı kurun ve gelin!

Gök Tengri sizi korusun!

Salih Seckin Sevinc

Harbiyiyorum.com kurucusu. 2009'dan beri yeme-içme üzerine keşifler yapıyor. Araştırıyor, yiyor, içiyor ve yazıyor. "Harbi Yiyorum - Türkiye'de Harbiden Nerede Ne Yenir?", "Her Şeyin Başı Blog" ve "Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya" kitaplarının yazarı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir