Queens’de Envai Çeşit Deniz Ürünü / Balık Nerede Yenir? Astoria Seafood, Spyro/Chriss, Astoria, Queens, New York

Dediler ki; “Sizi New York’da üzerinizin balık kokması garantili bir yere götüreceğiz. Balıkları ellerinizle kendiniz seçip, dilediğiniz gibi pişirtip öyle yiyeceksiniz.

“Hayda bre! Amerika’da arayıp da bulamadığımız Harbiyiyorum ortamı ayağımıza geldi.” dedik. Neydi, nasıldı derken Roosevelt adasının üzerinden kendimizi Queens’in taşlık yollarında bulduk. Daha sonra da “Astoria Seafood” denen “Amanin my god!” mekanında!

Spyro ve Chriss abiler Yunan’lı balıkçılar. Babaları Poseidon; büyük adamdır vesselam. Babalarını da arkalarına alarak dünya üzerinde bulunan tüm denizlerde ne kadar çeşit balık varsa, hepsini yakalmış getirmiş burada satıyorlar.

İşin tuhafı bu adamlar balığı yakalamasını da biliyor, pişirmesini de. Bir de Yunan’lı oldun mu farzdır, zeytinyağı ve sarımsak da işin içine girer. Sonra neymiş efendim? Neden mitolojiler eski Yunanlılar’dan çıkıyormuş? Mitoloji de neymiş falan filan.

Bakınız Gandalf, Hobbit filminde “İyi hikayeler abartılmayı hakederler, adamım Bilbo.” gibi bir şeyler söylüyor.

astoria-seafood-inside-queens-new-york

Neyse. Queens Astoria civarında bu Yunan balıkçılarından çok varmış. Lakin bizimkisi en özeliymiş. Üstelik kendin seç, onlar pişirsinler tadındaki mekanımız gayet güzel salaş. E, bu da bizi fevkaladenin fevkinde hissetiriyor. Burada masanıza ortaya bir “Greek – Yunan Salatası” getiriyorlar ve olaylar ondan sonra başlıyor. Yunan salatasının en önemli numarası da soğanlı, yeşilli salatanın içerisinde Feta Cheese denilen bildiğiniz beyaz peynirin olması.

Farklı ırkların bileşkesi olan Amerika’nın en güzel yanı bu çeşitlilik aslında. İşte tam da bu yüzden her ülkenin insanı içeceğini de buraya dışarıdan kendisi getiriyor. Davet eden arkadaşlar sağolsunlar bize de Tekirdağ yöresinden milli içkimiz ayranı uygun görmüşler. İspanik garsonumuz (mekandaki tek garson) hemen masamıza bir buz kovası koyuyor ve biz de ayranımızı bu kovanın içerisinde soğutmaya başlıyoruz.

astoria-seafood-spyro-chriss-greek-salad-queens-new-york

Çatal/bıçak plastik. Bardaklarımız da plastik. Bir tek tabaklar, masalar, balıklar ve biz plastik değiliz.

Ey insanoğlu! İyi dinle! Amerika’nın her bir yerini bereketli kılmış olan Cenab-ı Rabbül Alemin burada balığa da ayrı bir bereket ihsan eylemiş. Balık reyonunu görünce aklımız şaşıyor, beynimizdeki sinir hücrelerimiz aniden elektrikleniyor. Görmediğimiz, bilmediğimiz balıklar, yaratıklar hepsi tezgahlara doluşuvermişler.

Doktor bu ne?

Hemen ayağa kalkıp yiyeceğimiz deniz ürünlerini seçmeye gidiyoruz. Lakin ne seçeceğimizi şaşırıyoruz. Fiyatlar da makul gibi duruyor. İyice kuduruyoruz. Ben filmlerden tanıdığım ve hep bizi yiyen köpek balığını “bir sefer de biz yiyelim” diyorum. (Tüm insanlık adına bir intikam olsun hani) Hatta Amerikalılar şöyle derler; “Revenge is a dish best served cold.” yani Türkçesi; “Bir yemek yiyeceksen sıcak söyle, soğuk bir şeye benzemez”. (Ehehe!)

astoria-seafood-spyro-chriss-queens-new-york-hand-picked-fishes

Neyse. Yine fazla geyiğe sarmadan devam edeyim. Köpekbalığının yanında bir de Kılıç Balığı var. Onun yanında Deniz Tarağı var. Karides var. Jumbo Karides var. Tiger (Kaplan) Karides var. Aduket var. Orruket var. Var oğlu var. Sayamayacağım kadar çok çeşit var. Bizim aile dostu levrek, çipura burada en alasından uzanmış buzların üzerine yatıyorlar ama diğer abilerinin yanında gözümüze küçük görünüyorlar. Onlara yanaşmıyoruz bile. “Hıh.” diye burun kıvırıyoruz. (Vay, nankör insan vay!)

O anda çok aç olduğumuz için aklımıza türlü fikirler geliyor. Hz. Nuh bu kadar çeşit hayvanı biraraya nasıl toplamış şeklinde düşünürken, balığı gemiye toplamasına gerek kalmadığı kafamıza dank ediyor sevgili okuyucular. Malumunuz, ortalığı o zaman su basmış zaten. Balığa sıkıntı yok. Olan karadakilere oluyor. Bu dinazor bombası patladığında da (meteor düşmesi!) yine olan karada bulunan dinazorlara olmuş sayın okuyucularım.

Neyse, lütfen bizi mazur görün.

astoria-seafood-maco-shark-tuna-steak-queens-new-york

Köpek balığı eti sert olur, ton balığı zaten bildiğin balık falan söylenceleri arasında manyamaya başlıyoruz. Ama bir şeylere karar vermemiz lazım, lakin eloğlu balıkları toplayıp pişime gönderiyor. Tezgahlar her an boşalabilir. Bu sebeple avcı içgüdülerimizle daha fazla beklemeden saldırıyoruz.

Deniz mahlukatlarının neden bunca çeşit olduğunu daha iyi idrak ederek poşetlere doldurduğumuz balıkları önce tartıya, ordan da ızgaraya doğru yolculuyoruz. Izgarada pişip de hafif limon, zeytinyağı ve sarımsak sosu ile gelen her şeye ben “Baba” derim ve onu şevksiz, şüphesiz yerim. Öyle de yaptım. Evet, kıymetlimissss. Öyle yaptık.

sea-scallops-astoria-seafood-queens-new-york

Bu ilk gelenler deniz tarakları. Semih baba bunları görse ağlar yemin ederim. Bunlar cumburlop şeyler. Mideye kaydıraktan kayar gibi iniyorlar. Afrodizyak derseniz, afrodizyak. Bomba derseniz, bombalar. Sizi mi kıracağız? Ne derseniz ondan olsunlar. Ancak tek bir gerçek var; çok lezzetliler.

Efendim deniz taraklarının hemen ardından yine aynı sosta ızgara jumbo karideslerimiz geliyor önümüze. Arkasından da Tiger Karideslerimiz beliriyor. Belirmekle de kalmıyor. Arz-ı endam ediyorlar.

Yalnız ortada büyük bir haksızlık var pek kıymetli okuyucum. Ezici bir üstünlük ve hatta çok ayıp bir durum var zuhurda. Bu Tiger karidesler çok terbiyesiz mahluklar. Yılların Jumbo karidesini gözümüzde bir anda hiç ettiler.

Bizim havuzda semiren Levrekler kadar ya len bunların boyları?! Aboov! Pes! Bir de lezzetliler, sormayın gitsin.

tiger-shrimp-vs-jumbo-shrimp-astoria-seafood-queens-new-york

Şimdi jumbo karidesi bu ülkede bulup da takla atan benim gibi bir vatandaşsanız bunu gördünüz mü bunalıma girersiniz vallahi. Sitemizdeki fotoğraflar bunu pek de güzel anlatıyor. Hakikatten pes yani! Bunlar karides ise bizim ülkemizde güveçte yapılan tereyağlı tek hücreliler de neyin nesi? Neyin kafasını yaşıyoruz biz?

Ahanda burada yazıyoruz! Bir daha Türkiye’de asla hiçbir yerde güveçte karides yemeyeceğiz sevgili okuyucular, emin olabilirsiniz. Çünkü onlar karides değiller. Onlar daha yavrular, minicikler.

Ayrıca bundan sonra kampanya başlatacağız. 2cm’lik karides yavrularını avlamasınlar diye. Bu arada sorması ayıp, sizinki kaç cm?

Astoria Seafood, Manhattan’dan yardırabilip de, Queens’e yolunuz düşerse mutlaka uğramanız gereken yerlerden. Gecenin ilerleyen saatlerinde Türkçe müzik çalıyorlar. Hatta banttan kemençe çaldırıp, Türklere horon teptiriyorlar. Böylece hesabın acısını da alıyorlar.

Yunanlılar… kardeşlerimiz.

Uzun yazı oldu. Özlemişiz. Vesselam.

astoria-seafood-spyro-chriss-queens-new-york

Astoria Seafood
3710 33rd Street, Queens, 11101New York
Tel: 718 3922680

Googe Map IconAdresi haritada görüntülemek için tıklayın!

Salih Seckin Sevinc

Harbiyiyorum.com kurucusu. 2009'dan beri yeme-içme üzerine keşifler yapıyor. Araştırıyor, yiyor, içiyor ve yazıyor. 2018- "Ölüm Yolcusu Abdülüver'in Tuhaf Seyahatleri" 2016 - "Harbi Yiyorum - Türkiye'de Harbiden Nerede Ne Yenir?" 2015 - "Her Şeyin Başı Blog" 2014 - "Social Media for Real" 2012 - "Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya" kitaplarının yazarı. ODA TV "Lezzet Peşinde" köşe yazarı, Eylül 2019'dan bu yana Kültür TV'de "Harbi Yiyorum" programını hazırlıyor ve sunuyor.

Queens’de Envai Çeşit Deniz Ürünü / Balık Nerede Yenir? Astoria Seafood, Spyro/Chriss, Astoria, Queens, New York” için 7 yorum

  • 04 Kasım 2013 tarihinde, saat 22:01
    Permalink

    Çok pis gaza geldim abi. Kasım sonu gideceğim ama 2 günlüğüne. Ocakta ise 3 haftalığına tekrar gidince emin ol ilk durağım burası olacak. Tekirdağ’ın meşhur ayranı da varmış! Missssss.
    Teşekkürler

    Yanıtla
    • 06 Kasım 2013 tarihinde, saat 20:57
      Permalink

      Yazıyı sana yazdım zaten :)

      Yanıtla
  • 09 Aralık 2013 tarihinde, saat 15:17
    Permalink

    Ben bayılıyorum böyle yerlere.
    Gözlerim dönüyor, kolestrol patlaması yaşıyorum sonra.

    Bu kutsal görev’e katkım olması adına, DC tarafına giderseniz size bir pizza’cı tarif edeceğim. Odun ateşinde, çılgın hispoların pişirdiği, American University öğrencilerinin servis ettiği, erken hasat zeytinyağ ile taçlandırılan cinsten.

    Şarap ve kuru et seçenekleride takdire şayandır :D

    Yanıtla
    • 09 Aralık 2013 tarihinde, saat 18:27
      Permalink

      Vallahi her türlü öneriye açığız. Geri kalan zaman, imkan ve nasip :D

      Yanıtla
      • 09 Aralık 2013 tarihinde, saat 22:14
        Permalink

        facebook’tan, uzun bir liste vereceğim. :D

        Yanıtla
  • 09 Aralık 2013 tarihinde, saat 18:09
    Permalink

    Birazda fiyatlardan bahsetseydiniz iyi olurdu :)

    Yanıtla
    • 09 Aralık 2013 tarihinde, saat 18:28
      Permalink

      Ne çok ucuz, ne çok pahalı. Ama NY’a göre kesinlikle ucuz :) NY’a giden terler…

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir