İşte Benim En Sevdiğim Restoranlar

Yeni bir ortama girdiğimde bana en çok sorulan sorulardan biri “Peki sizce en iyi restoran hangisi?” oluyor. Bu soruya cevap vermek neredeyse imkansız. Çünkü bir kategorik derinliği yok ayrıca insan acıkınca canı bir yemek çeker, ya da bir yemek onun aklına çoktan girmiştir bile. Lakin kimsenin aklına acıkınca en iyi restorana gideyim düşüncesi gelmez. En iyi restoran ister Michelin yıldızlı olsun, ister otoritelerce en iyi olarak değerlendirilmiş olsun görecelidir. Hatta öyle ki gerçeküstüdür. Herkes için karşılığı farklıdır.

Bugüne kadar binden fazla restoran gezmiş biri olarak size en iyi restoranları değil ama Türkiye’de aklıma ilk gelen ve en sevdiğim restoranları sıralayabilirim. Bunun için de kriterlerim, hizmet ve lezzet kalitesi anlamında bu restoranların gözüm kapalı önerebileceğim yerler olması, her gittiğimde tatmin olmuş bir şekilde ayrılmam, onca krize, afete, sıkıntıya rağmen işletmelerin yılmadan, bıkmadan, usanmadan kaldıkları yerden devam edebilmeleri, mekan sahiplerinin melekesi ve tabii ki hikayeleri.

İşte benim en sevdiğim restoranlar:

MAHKEME LOKANTASI

İstanbul’un açık ara en kaliteli meyhanelerinden biri. Akşamları esnafların kepenkleri kapanıyor ve masalar rengarenk sokağa taşıyor. Kapanan kepenklerin üzerinde Aydın Boysan ve Zeki Müren beliriyor mesela. Öğlenleri de esnaf lokantası olarak hizmet veriyor. Karaköy’de Bankalar Caddesi ile Perşembe Pazarı Caddesi arasında kalan mekan sadece Karaköy bölgesi için değil İstanbul için oldukça kaliteli bir menüye ve hayranlık uyandırıcı bir ambiyansa sahip.

Tertemiz bir lokanta, lezzetli yemekler, vakur ve hatasız hizmet. Öğlen menüsü her gün değişiyor. Öğlen gittiğimde çorbaları favorim. En son gittiğimde beyaz kuşkonmaz çorbası içmiştim mesela… Akşamları ise mezelerde portakal soslu levrek ve kişnişli levrek ceviche, bir Ermeni mezesi olan topik, beyin söğüş, peynir ve beşamel soslu levrek sarma ve dana şaşlık favorilerim arasında.

Mahkeme Lokantası’nın olduğu binanın tarihi Bizans zamanına kadar uzanıyor. Bu hayranlık uyandırıcı binanın eskiden Galata Mahkemesi’ne gelen insanların konakladığı bir han olduğu rivayet ediliyor. Gidecek olursanız karnınızı doyurmanın dışında bu tarihi binayı gezmeyi de unutmayın.

YALOVA RESTORAN

Genelde herkes ismi “Yalova” diye restoranın da Yalova’da olduğu yanılgısı içerisinde oysa ki Yalova Restoran Çanakkale’de, Çanakkale feribot iskelesinden iner inmez sağdaki yürüme yolundan elli metre ötede solda.

Alamet-i farikası ise Türkiye’de deniz ürünlerini en iyi işleyen restoran olması. 

Yalova Restoran 1940 yılında Ziya Sürgit tarafından arkadaşları ile yiyip içebileceği ufak bir mekan olarak kuruluyor. İsmini de Çanakkale’deki bir köyden alıyor. O köy de Ziya Sürgit’in en yakın arkadaşının köyü. Bu yüzden ismi Yalova Restoran. Bugün üçüncü kuşakta bir deniz ve Çanakkale sevdalısı olan Ertuğrul Sürgit tarafından işletilen restoranda, Ertuğrul Bey’in yurt dışı gezilerinde yaptığı araştırmalar sayesinde menüdeki çeşitler de oldukça gelişmiş durumda. 

Gerçi gidince yapacağınız en güzel şey vitrinden gönlünüze göre mezenizi ve balığınızı seçip en uygun pişim ve sunum için şeflere teslim olup arkanıza yaslanmak. 

Çok farklı lezzetler denemek isterseniz Ertuğrul Sürgit’e ulaşmanız gerekiyor. 

Yalova Restoran da tıpkı Mahkeme Lokantası gibi yeme içme meraklılarının mutlaka uğraması gereken bir mekan.

ESNAF

Esnaf’ın hem Alaçatı’da, hem de İstanbul Maslak’ta şubesi var. Modern bir meyhane ama arkasında bir dahi var: Atilla Bingöl.

Kendilerinin de belirttiği gibi burası bir modern meyhaneden daha fazlası… Mesela çok lezzetli bir kokoreçi Jumbo tabağınızda yerken bir anda kendinizi masanızda eğlenirken buluyorsunuz. Lezzetler özenle seçilmiş, fine dine zarif tabaklarda sokak lezzetlerinin alası var. Mekanda hiçbir şey kasmıyor, kastırmıyor. Konsept doğru, hizmet doğru, mutfağı başarılı. Üstüne müziğin sesi de yükseldi mi zaten eğlenmemek işten bile değil.

GARDEN ET LOKANTASI

Avrupa’nın en büyük lokantası. Evet, yanlış duymadınız. Gidin bakın bakalım daha önce bu hacimde bir lokanta gördünüz mü? 

İsmi üstünde bir et lokantası ve bu kadar büyük bir binada (düşünün ki içerisinde kuşlar uçuşuyor) verilen hizmete hayranlık duymamamanız imkansız. Silivri, Selimpaşa’da yıllardır lezzetleriyle, üretim ve hizmet kapasitesiyle her türlü övgüyü hak ediyor.

Garden Et Lokantası’na gidecek olursanız mutlaka yemeniz için iki tavsiyem var. Arnavut Ciğeri ve Paçanga Böreği. Gerisi ise menüden sizin tercihinize kalmış.

SOFRAM BALIK

Sofram Balık, Türkiye’deki deniz ürünleri restoranlarının bir diğer önemli temsilcisi. Aynı zamanda en çok sevdiğim restoranların bir diğeri. Manzarası, yalınlığı, hizmeti ve lezzetleri ile ne zaman gitsem her zaman memnun ayrıldığım, keyif aldığım mekanların başında geliyor.

Talat Kankaya’nın ömrünü verdiği restorancılık serüvenini bugün oğulları Hüseyin ve Kaan Kankaya devam ettiriyor. Kırlangıç buğulaması, taraması, lakerdası, Hüseyin’in kendi icadı olan tatlıları… Hepsini ne zaman düşünsem aynı istemle canım çekiyor. 

Sofram Balık’ta ne yapıp edip gün batırmaya gidin.

İşte tek seferde düşününce ilk aklıma gelen restoranların beşi bunlar… Elbette bir beş daha sayarım ama onu da bir başka yazıya saklayayım.

Yukarıda ismini saydığım restoranlara rezervasyonsuz sakın gitmeyin.

Afiyetle…

Salih Seçkin Sevinç

*Bu yazının orijinali ilk olarak 27.09.2020 tarihinde Odatv’de yayınlanmıştır.

Salih Seckin Sevinc

Harbiyiyorum.com kurucusu. 2009'dan beri yeme-içme üzerine keşifler yapıyor. Araştırıyor, yiyor, içiyor ve yazıyor. 2018- "Ölüm Yolcusu Abdülüver'in Tuhaf Seyahatleri" 2016 - "Harbi Yiyorum - Türkiye'de Harbiden Nerede Ne Yenir?" 2015 - "Her Şeyin Başı Blog" 2014 - "Social Media for Real" 2012 - "Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya" kitaplarının yazarı. ODA TV "Lezzet Peşinde" köşe yazarı, Eylül 2019'dan bu yana Kültür TV'de "Harbi Yiyorum" programını hazırlıyor ve sunuyor.

2 thoughts on “İşte Benim En Sevdiğim Restoranlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir