Lizbon’da En İyi Deniz Ürünü Nerede Yenir? Marisqueira Ramiro, Lizbon, Portekiz

Rahmetli Anthony Bourdain geldikten sonra yoğunluğu coşan bir yerden bahsediyoruz. Lakin Anthony Bourdain’ın ayak izleri tam da bizim takip etmekten keyif aldığımız ayak izleri.  Bu kez bir Lizbon seyahatimiz sonrası yemekle ilgili aşkın bir deneyimden bahsedeceğiz size. Restoranımızın ismi Marisqueira Ramiro. Kısaca “Ramiro” diye biliniyor. Deniz ürünleri konusunda orgazm yaşamanız garanti bir yer. Yalnız bir takım şartları var…

Şöyle.

Salaş mekanlardan, dar masa ve sandalyelerden, gerekirse başka insanlarla aynı masaya oturup yemekten ve dahi yanınızdaki kişi yengecin bacağını çekiçle kırarken üstünüze sıçrayan yengeç kabuğu ve et parçalarından rahatsızlık duymamanız gerekiyor. Yoksa en baştan söyleyelim; Ramiro size göre bir yer değil. Ayrıca yoğun saatlerde kapısında saatlerce beklemeniz de cabası. Rezervasyon almıyorlar ve telefonları da açmıyorlar. 

İşte Ramiro ile tanıştınız. Hayırlı olsun. 

Ancak kabuklu deniz ürünleri seviyorsanız Ramiro yeryüzündeki en üstün mabedlerden biri. Kabuklu deniz ürünlerinde uzmanlaşmaları ise harikulade bir strateji. Onca restoran gezdik, daha önce bu konseptte bir restorana rastlamadık. 

yemeye hazır servis edilmiş kral yengeç

Allah utandırmasın.

Şimdi efendim Ramiro’da ne var? Şöyle bir sayalım: Çeşit çeşit istakoz, çeşit çeşit karides, çeşit çeşit kerevit, çeşit çeşit kum midyesi, istiridye, normal ebatlarda yengeç, dev kral yengeç, pavurya ve jilet istiridye diye menülerinde Türkçeleştirdikleri pebes ve bu kategorilerin altında yer alan her bir çeşidin alt kırılımı diğer çeşitler…

Örnek vermek gerekirse mesela Porto’ya özgü, kan kırmızısına yakın renkte ve ayaklarında havyarları olan Porto karidesi karides kategori çeşitlerinin sadece bir tanesi. Kabuklu deniz ürünleri veya haşeret-ül bahriye üzerinde uzmanlaşmışlar derken de bunu demek istedik aslında.

Alegori, masanıza kızarmış zeytinyağı ve sarımsaklı ekmeklerin konması ile başlıyor. Garson ayrıca masanıza bir tablet bırakıyor ve menü tercihleriniz arasında Türk bayrağına da rastlıyorsunuz. Tıklayınca ekranda menü Türkçe olarak beliriyor. Yani yabancı dil sıkıntınız varsa şanslısınız. Menünün birçok dilde olması çok doğru ve örnek bir iş. Bravo, Ramiro.

scarlet isimli kırmızı karidesler...

Gelelim ne yediğimize;

Ey leziz yemek peşinde koşan harbi yiyorum dostları! Siz menüden dilediğinizi söyleyin ama biz altı kişi şöyle yaptık.

Sıcak olarak yemek üzere ortaya bir acılı, bir de sarımsaklı jumbo karides söyledik. Yağ ve sarımsak yatağı üzerinde gelen karideslerimizi hem midemize indirmeye hem de yağına kızarmış sarımsaklı ekmeklerimizi banmaya doyamadık.

İstiridye ve limon

Hemen üstüne yine sarımsak ve şarap soslu kum midyeleri geldi. Bugüne kadar yediğimiz en iyi kum midyesiydi. Suyunu da görgüsüzce kaşıkladık. Yazık, heba edemezdik. Neticede kabuklu deniz ürünlerinin ne eksiği var, onların da vitamini suyunda. Üstüne de kıpkırmızı ve minicik porto karideslerimiz geldi. Uğraştırdı ama ayaklarındaki havyarları emmek deniz haşereleri ile olan ikili ilişkilerimize yeni bir boyut kattı. Sonrasında istiridyelerimiz masayı şenlendirdi. (İstiridyeler için Mimonette sos yok sadece limon eşliğinde geliyorlar.) Finali ise kral yengeç ile yaptık. Yengecin kafasını farklı bir sunumla getirdiler. Ters çevrilen kafanın içinde çırpılan etin lezzetini tereyağı ve bir iki baharatla katmerlemişler. Bu bizi de gastronomik açıdan katmerledi tabii.

Kısacası her şey aslında olağanüstü basit ama ultra başarılıydı.

Gelen kral yengeçin kırılmamış kabuklarına öyle bir daldık ki; tam otuz dakika boyunca bu eylemimizden ve içinden cımbızla ayıkladığımız etlerinden başka bir şey düşünemez hale geldik. Adeta meditasyon gibiydi. Neticede avcı-toplayıcı atalarımızın genlerini taşımıyoruz da ne! Yoksa bu tip avlanma alegorilerini modern bireyler olarak gruplar halinde, daha sofistike bir tavırla ve restoran masalarında sergiliyoruz sadece. Yoksa güdülerimiz aynı atalarımızın güdüleri. Büyükşehirde yemişli ağaçlar bulsaydık onları da toplardık elbet.

Atalarımız gibi parçalayarak, hüpleterek, emerek ve döke saça kral yengeçi insanoğlunun pek gelişkin sindirim sistemine uğurladık.

Şimdi kıyasa gelelim. Norveç’te de kral yengeç yemiştik ama bu yengeç onu solladı. Öyle ki; lezzet skalamızda en üst sıraya oturdu. 

Yemekten başımızı kaldırdığımızda hepimiz bir törenden uyanmış gibiydik. Resmen meditatif bir etkisi var diye boşa demiyoruz.

Peki bu deniz ürünlerine içki anlamında eşlikçi ne oldu? Biz Portekizin meşhur iki birasından biri olan Sagres içtik. Geri kalanımız ise beyaz şarap söyledi.

Şimdi.

Hazırsanız net bir mesaj vereceğiz.

Hayatta herkes için geçerli olan üç temel şey var; Uzay, zaman ve olasılık. 

Uzay ve zamanda yolunuzu Portekize düşürürseniz, Ramiro olasılığınızı mutlaka zorlayın deriz.

Afiyetle,

Vesselam.

Marisqueira Cervejaira Ramiro
Av. Alm. Reis nº1 – H, 1150-007 Lisboa, Portekiz
Tel: +351 21 885 1024

Salih Seckin Sevinc

Harbiyiyorum.com kurucusu. 2009'dan beri yeme-içme üzerine keşifler yapıyor. Araştırıyor, yiyor, içiyor ve yazıyor. "Harbi Yiyorum - Türkiye'de Harbiden Nerede Ne Yenir?", "Her Şeyin Başı Blog" ve "Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya" kitaplarının yazarı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir