Yemek Sadece “Yemek” Değil, Kültürdür!

Yemek yemek hayatımızı sürdürmek için tamamlamamız gereken en önemli fizyolojik ihtiyaç. Beslenme ve üreme güdüleri tarih sahnesinde bütün canlılarda var olan, sadece kendileri için değil türlerinin devamlılığını da sağlamak için canlılara bahşedilmiş olan oto-mekanizmalar olarak karşımıza çıkyor.

İnsanlık tarihine bakınca açlığını gidermeye çalışan insanın tek başına yiyeceğini elde edemeyeceğini öğrendiğinde örgütlendiğini görüyoruz. Birinin avı yakalayıp öbürünün de ateşi yakması gibi… Daha sonraları ise tarımın keşfi ile birlikte toplu yaşama geçmenin zorunluluğu ortaya çıkıyor. Aslında bu noktada beslenme güdüsü insanları bir araya getirerek toplumların oluşmasına öncülük etmiş oluyor.

Aslında yemek kültürü de tıpkı aile tanımının oluşumu gibi toplum kural ve görenekleriyle belirlenir. Ailenin nasıl kurulacağı, “anne ve babanın sorumlulukları nedir?” sorularının cevapları toplumdan topluma değişiklik gösterir. Beslenmemizde de benzer bir durum söz konusudur. Çünkü hem beslenme hem de toplumsal kurallar aileden bireye geçer. Aile ise toplumun en temel yapı taşı olduğu için, bu yolla beslenme alışkanlıklarının genele yayılımına zemin oluşturur.

Uzak Doğu’da süt ve süt ürünleri tüketimi yok denecek kadar azdır

Kültür oluşurken çevre koşulları çok etkilidir. Örnek vermek gerekirse Uzak Doğu ülkelerinin çoğunda süt ve süt ürünleri tüketimi yok denecek kadar azdır. Çünkü halkın büyük çoğunluğunda laktoza (süt şekeri) karşı bir direnç vardır. Bunun sebebi de o bölgede süt elde edebileceğiniz hayvanın yetiştirilmesinin zor olmasıdır. Bugün küreselleşme sayesinde bir gıda maddesi başka bir ülkeye çok rahatlıkla gidebilmektedir. Fakat eski çağlarda bu durum imkansızdı. Uzun yıllar sütün ne olduğunu bilmeyen bir topluma eğer sütü sunarsanız vücutları doğal olarak bu ürünü reddeder.

Ruslar Rakı’yı Sevmedi

Çocukluğumuzda içtiğimiz şurupların lezzeti bile bugün yediklerimizi içtiklerimizi etkiliyebilir. Yeni Rakı bir dönem Rusya pazarına girmeye karar vermişti. Firmanın yetkilileri Ruslar yüksek alkollü vodkayı su gibi içerken bizim de yüksek alkollü olan rakımızı neden içmesin diye düşünmüşlerdi. Yeni Rakı’nın hesaba katmadığı şey ise Rusya’da öksürük şuruplarında anason esansının kullanılması. Ruslar kendilerine şunu sordu. “Çocukluğumuzda hasta olunca içtiğimiz öksürük şurubu tadında bir içkiyi neden keyif almak için içelim?” Tatsız votkaları onlar için kafi gelmişti.

Eskiden dedelerimizin, anneannelerimizin yedikleriyle bugün bizim yediğimiz yiyecekler arasında ciddi bir fark var. Hem kalite olarak hem de çeşit olarak. Bu da yeni bir yeme-içme anlayışının şekillenmesi demek.

Aslında bu durumda bir mesleğe çok önemli bir görev düşüyor: Gastronomlara. Yani gastronomi bölümü okuyup yemeğin pişirilmesinin yanı sıra kültürünü de öğrenmiş olan kişilerden bahsediyorum.

Bir toplumun dilinden sonra en belirleyici unsuru onun yeme-içme kültürüdür. Elimizde kalan envanteri dokümante edip gelecek nesillere de aktararak yemek kültürümüzü koruyup, yükseltmeliyiz.

Çünkü dedikleri gibi “Ne yiyorsak oyuz“…

Sego Alfredo

Sego Alfredo Gonzales - Meksika doğumlu, 15 yıldır Türkiye'de yaşayan yeme-içme tutkunu bir expat. Harbiyiyorum.com'da yeme-içme haberleri ve fazlası ondan sorulur.

Yemek Sadece “Yemek” Değil, Kültürdür!” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir