Röportaj: Gülşen Altın ile Beslenme ve Kim Demiş Yiyemezsin? Kitabı Üzerine Konuştuk

Beslenme uzmanı Gülşen Altın 1987 yılında Almanya’da Fachhochschule für Gesundheit’ı (Sağlık Yüksekokulu) bitirip, BSA Acedemie de Ernahrungsbrater’de ‘Beslenme Uzmanlığı Eğitimi’ni tamamlayarak beslenme uzmanı oldu. 1990 yılında zayıflama ve estetik merkezi olarak ilk iş yerini faaliyete geçirdi, 1998 yılı mayıs ayında ise İzmir’de Park Sima Zayıflama Polikliniği olarak yeniden kurdu. 2005 yılında şirketini; diyet ile zayıflama, bölgesel zayıflama ve spor ile zayıflama departmanlarını kurarak doktor, beslenme uzmanları, beden eğitim uzmanları ve hemşire kadrosundan oluşan profesyonel bir kadro ve yeni teknolojiler ile kurumsal bir yapı kazandırmak için yapılandırdı. Park Sima Kliniği ile uzun yıllardır İzmir’de yakaladığı başarıyı 2014 yılından bu yana İstanbul’da sürdüren beslenme uzmanı Gülşen Altın beslenme ile alakalı merak edilenleri ve yeni kitabı “Kim Demiş Yiyemezsin”i harbiyiyorum.com okuyucuları için anlattı.

H.Y.: Gülşen Hanım, sağlıklı beslenmenin temel taşları neler? En çok nelere dikkat etmemiz gerekiyor?

G.A.: Kişiler genellikle ihtiyacından fazla ve sürekli olarak gıda tüketiyorlar. Bir de kilo almamak için hiçbir şey yemeyen kişiler var. Böylelikle de vücutları direnç kazanıyor ve genellikle daha çok kilo alıyorlar. Her iki beslenme tipinde de yapılan hatalar bulunuyor. Vücudun ihtiyacından fazlasına ihtiyacı yok ve fazlası vücutta depo oluşturuyor. Kişilerin sürekli yemek yeme kapasiteleri bulunmuyor. Genellikle 3 ana öğün bazen 2 ana öğün almaları yeterli. Ara öğün tükettikçe vücudumuz daha çok yemek yemek üzerine tetikleniyor. Diğer yandan sürekli yemek yememiz sindirim sağlığımız açısından da doğru değil. Sık sık ve bilinçsiz beslenme en dikkat edilmesi gereken konulardan. 

H.Y.: Kilo vermek için önerilen diyetlere her yıl yenileri ekleniyor. Verilen kiloları tekrar almamaya çabalamak da en çok karşılaştığımız sorunlardan. Bunun için neler yapmalıyız? 

G.A.: Yaklaşık 22 yıldır hastalıklardan kaynaklı kilosuna ulaşmış kişilere tedavi uyguluyorum. Türkiye ve yurtdışından sadece hastalıklar üzerine kilo problemi nedeniyle danışanlarım bulunuyor. Bu kişiler uzun zaman kaybı yaşamış, farklı diyetler uygulayıp sonuç alamamış, öz güvenlerini kaybetmiş kişiler olabiliyor.  Ana nokta bozulan mekanizmayı bulup, değerlendirmek ardından ekip çalışmasıyla birlikte tedavisini uyguluyorum. Hastalıklarına uygun beslenme modeli oluşturuyorum. Onlara yeniden bir hayat kazandırmak, enerjilerinin tekrar yerine gelmesi benim için çok önemli, tüm çalışmalarım bu yönde oldu. Bu kişilerin bir çoğu da hastalıklarının farkında olmuyorlar. Sürekli diyet yapıyor ve kilo verilemiyor ise bunun bir sebebi olmalı diye düşünülmeli ve bunu üzerine gidilmeli.  Kişiler tedavi sonucunda yaşam tarzı haline gelen beslenme alışkanlığı ile verilen kiloyu almıyorlar. Asıl amacımız kişilerin beslenme alışkanlıklarını değiştirerek hayat boyu uygulayabilecekleri ve uygularken keyif alabilecekleri bir düzen oluşturmak. Sağlıklı beslenmeyi keyifli hale getirmek de pastadan, böreğe, tatlıya, hamburgere kadar Kim Demiş Yiyemezsin? kitabı ile artık mümkün.

H.Y.: Fazla kilolar hem görünümümüzü hem de sağlığımızı olumsuz etkiliyor. Kilo alımının altında yatan sebepler genelde neler oluyor ve bu sebepleri hayatımızdan nasıl çıkarabiliriz?

G.A.:Kilo ve obeziteye bağlı birçok rahatsızlığın altında yatan faktörün, kişilerin özgür olmayan yaşamlarından kaynaklandığını düşünüyorum. Yoğun iş temposu, zorunlu devam eden evlilikler, saygı ve sevgi eksikliği, iletişim bozukluğu, evin, çocukların, büyüklerin sorumlulukları, yoğun stres! Yetişmesi gereken işler nedeniyle kendilerine zaman ayıramıyor olmalarına bedenin cevabı hastalık oluyor. Aslında mutsuzluk. Ruh isyan ediyor, beden arıza vermeye devam ediyor ama kimse anlamıyor, ne kişinin kendisi, ne de yanındaki insanlar. Bu baskı durumu yeme bozukluğu yaratıyor. Kişi yiyerek aslında ruhunu doyurmaya çalışıyor. Beden doysa bile, ruhu doymadığı için duygusal açlık ortaya çıkıyor. Aslında mutlu olmak için yiyor. 
Vücutta oluşan problemler genellikle genç kızlarda polikistik over, insulin direnci, hipoglisemi, haşimato tiroidi olarak ortaya çıkıyor. Belirtilerin başlıcaları, yemek sonrası aşırı tatlı isteği, uyku gelmesi, sabahları zor uyanma,  hayatları çok düzgün giderken mutsuzluk yaşamaları, dalgalı bir ruh durumu çizilmesi, cilt kuruluğu, nedensiz gaz oluşması ve göbek bölgesinde yağlanma. Bu tür şikayetlerde gerekli tetkikler yapılmaya başlanarak gerekirse bir ekip çalışmasıyla tedavi etmeye başlıyoruz. Burada en önemlisi de beslenmenin düzenlenmesi. Değerlerine göre, gerekiyorsa endekrinologla birlikte, yürüyüş yapılması. Hasta ile iyi iletişim kurulması, hastayı tanımak ve yaşamı ile ilgili detayları tespit etmek çok önemli. Örneğin, bir öğretmen danışanımın çok yoğun bir hayat temposu bulunuyor. Bu yoğun tempoda beslenmesine hiç dikkat etmiyor, kendisine vakit ayırmıyor ve sürekli atıştırıyordu. Kendisine yaklaşık 30 dk bir mola vermesini önererek, bir kahve eşliğinde dinlenmesini sağlayarak o atıştırma alışkanlığını ortadan kaldırdık. 

H.Y.: Modern çağın sendromu olarak sıkça duymaya başladığımız metabolik sendromun belirtileri neler ve kimlerde daha sık görülüyor?

G.A.:Metabolik sendrom, kendi başına bir hastalık değildir. Yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri, sağlıksız kolesterol seviyeleri, karın bölgesi yağlanma gibi bir grup risk faktörünün bir arada olmasından kaynaklanan ve beraberinde ciddi problemleri getiren bir hastalıktır.  Genellikle erkek hastalarda görülür. Genel belirtileri, kolestrol yüksekliği, kalp damar rahatsızlığı, tatlıya karşı yüksek zaaf, troid ve erkeklerde göbek çevresinin ortalama 102 cm’nin kadınlarda 88 cm’nin üzerinde olmasıdır.

H.Y.: Yeni çıkardığınız ‘Kim Demiş Yiyemezsin’ kitabınız Harbi Yiyorum ekibi olarak bizim çok ilgimizi çekti, içerisindeki yemek önerileri çok doyurucu ve lezzetli gözüküyor. Nasıl gelişti bu reçeteler ve kitap süreci?

G.A.:İnsülin direnci, tiroit ve menopoz sürecindekiler için yaptığım yaklaşık 10 yıllık araştırmalar sırasında ortaya çıkan ve özenli denemeler sonucu kaleme alınarak yayınlanan “Kim Demiş Yiyemezsin?” kitabımda kalorisi düşük tariflerin lezzetsiz olduğuna dair kanıları ortadan kaldırıyorum. Kilo vermeyi sağlayan, besin ve protein değeri yüksek tariflerin üzerine uzun süre çalıştık ve lezzetli hallerine ulaşılıncaya kadar da özenle tekrar tekrar yaptık. Tarifler, sadece hastalıklar sebebiyle yaşanan beslenme problemlerine yardımcı olmakla kalmıyor, herkesin yaşamına katabileceği beslenme alışkanlıkları yöntemlerini de öğretiyor. Nitekim artık mesele sadece kilo vermek değil, sürdürülebilir bir beslenmenin mümkün hale gelmesi.

(Eşsiz lezzet ve mekan keşifleri için Harbiyiyorum YouTube Kanalımızı takip etmeyi unutmayın!)

Hande Urgancıoğlu Kardaş

Seyahat etmek, yeni yerler ve lezzetler keşfetmek, gittiğim yerlerden anılar biriktirip dönmek en keyif aldığım şeyler arasında. Harbiyiyorum'da da bunun için yazmaya başladım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.