İçinde Bulunduğunuz Bölüm ‘İstanbul’ Kategorisi

Şimdi efendiler efsane o ki, 1940’lı yıllarda Eminönü Küçükpazar’da Aziz Pehlivan isimli bir zat-ı muhterem bildiğimiz Kastomonu Kır Pidesi’nin formunu bozmuş ve efrada rahatsızlık vermesin diye soğansız kıyma kullanarak yuvarlak şekilde leziz bir pide icat etmiş. İşte bu pideye de da bu yuvarlak formundan ötürü “Güveç” ismi verilmiş....

Malumunuz Eylül demek mevsimlerden balık demek. Balık takvimini bilenlerimiz ayrıca bunun Sardalya, Palamut ve İstavrit demek olduğunu da iyi bilir. Hele ki yağlandı mı bizim en favorimiz olan Sardalya’nın ızgarası Eylül ayı itibariyle masalarımızın baş tacı olur. Eğer masada olmaz ise ucuz ve istediğimiz pişimde yapan lokanta ararız...

Hayat iyi ve sulu “Satır Et” bulmak için çok kısa, yanında bir de güveçte manda yoğurdu bulmak için hepten kısa. Hal böyle olunca gerçekten “Et bizim işimiz!” cilerin hasını bulmak pek kolay değil. Lakin biz sevgili dostumuz Tuncer Çetinkaya ile çıktığımız Silivri lezzet turunda “Kıyma” isimli Satır Et’in...

İstanbul’da uykuluk denilince aklımıza ilk gelen yer elbette Sütlüce. Sütlüce Osmanlı zamanından kalma eski hayvan kesim yeri (Mezbaha). Sonradan uykulukçular burayı ele geçirmiş. Uykuluk yanına bir de aslan sütü dayamışlar ki demciler için vazgeçilmez olsun. Nitekim Anadolu yakasında uykuluk aradığın zaman seçeneklerin sınırlı. Ya...

Yaklaşın bakalım sizden 3 yıldır gözümüz gibi sakladığımız bir yeri yazıyoruz: Erzincan Et & Izgara. Evet, biz her beğenip yediğimiz yeri “Zınk!” diye yazmıyoruz; bazılarını kendimize saklıyor, orası ile derin ve samimi ilişkiler geliştiriyoruz. Sonrasında diyoruz ki “İyi tamam hadi burayı da yazalım bari, tüm şikemperver...

Dünyanın en gelişmiş sindirim sistemine sahip geviş getiren hayvanların dördüncü kısmı olan şırdan, görüntüsü ile kudretli ve seksi, lezzeti ile başdöndürücü özelliğe sahip bir Adana yemeğidir. Güneşe ateş eden bir millet olan Adana’lıların Adana kebabı dışında bir de geceyarısı toplaşıp düzinlerce Şırdan yeme ayinleri...

Eskiden Belçika’da pişer ve komşusu Paris’e düşerdi. Şimdilerde artık başarılı icrasıyla sadece komşusuna düşmekle kalmıyor, bakınız İstanbul’a kadar geliyor. Bayanlar, baylar sıkı durun: Tencerede Midye. Nam-ı diğer: Belçika usulü midye, diğer adıyla Moules et Frites ayağınıza geldi. (Yemin ediyoruz!) Bağdat Caddesi’ndeki “Midye...

Malum yaz geldi ve biz uzun zamandır “doğru” dondurmanın peşindeyiz. Dondurma piyasasını biraz araştırdınız mı korkunç bilgilerle karşılaşabiliyor ve en “Adam!” dediğiniz dondurmacının bile ne gibi hilelere başvurduğunu görüp şaşırıyorsunuz. Hal böyle olunca biz de Türkiye’deki dondurma üretimine dikkat kesildik....

Kadıköy Sanatçılar Sokağı; sanatçıların sanatlarından şüpheli olsak da cafelerinin şirinliğinden hiçbir şüphemiz yok. Bunlardan biri de çok sevdiğimiz Kibrit Kutusu Cafe. İsmi üzerinde küçücük, minnacık olduğu için kibrit kutusu ismini almış. (Biliyorsunuz artık hacmen büyük mekanlara Kadıköy’de Ayı, Fil v.b. isimler veriliyor.)...

İnsanlar birbirini ismi “Çibörek, çiğbörek, şırbörek, şuberek, çirbörek, şirbörek, çuberek” diye döve dursun hamurlu ve kıymalı olduğu için bulduğumuz yerde asla affetmedeğimiz ve onlarcasını midemize gönderdiğimiz bir Kırım Tatar lezizi bu. Allah’tan güzel yiyen arkadaşlarımız var da bize Kadıköy’de sadece...

Yaklaşın bakalım. Size çok enteresan ve bir o kadar da keyifli bir yerden bahsedeceğiz. Kadıköy’de Kocaeli Güzel Sanatlar Mezunu iki heykeltraşın açtığı sıradışı ve bir o kadar da samimi bir yer: Çaylak Çay Evi. Başında Ata ve Emine var. Öncelikle ikisi de çok tatlılar; bunu cebe koyun! Şimdi devam edelim.. Önünden geçerken tam olarak...

Evet yanlış duymadınız! Pastrami. Şimdi efendim dikkatli takipçilerimiz bilir; bendeniz Amerika’ya yaptığım bilmem kaçıncı kutsal ziyaretimde “Pastrami” olarak adlandırılan bir muazzam ile tanıştım. Hayatımı da o günden sonra “Pastrami’den önce” ve “Pastrami’den sonra” diye ikiye ayırdım....

Diyelim ki öğlen saatlerinde Mecidiyeköy Profilo Alışveriş Merkezi’nin oralarda bir yerdesiniz. Etrafta beyaz yakalıyı doyuracak ve türlü zevke hitap eden bir çok restoran mevcut. Hepsinin önünden geçiyorsunuz ama bir türlü bu restoranlarda oturup yemeği içinize sindiremiyorsunuz. Çünkü ortalama bir mekanda vasat bir yemek gününüzü daha...

İsmini Fatih Sultan Mehmet Han’dan alan güzide Fatih semtimizin oryantalist sokaklarında gezerken, size tepeden bakarak selam eden 3 masalı 12 sandalyeli ama içersinde muazzam tatlılar barındıran bir yerden bahsedeceğiz: Baltepe Pastanesi. Küçücük bir tatlıcı mabedi burası! Lakin içerisinde tontiş ve ileri seviyede esnaf bir amca ve onun önündeki...

Allah’tan uçak biletleri ucuzladı da insanlar Gaziantep’e hafta sonuna kahvaltıya bile gider oldu. Bu sayede tabii ki daha önce ismini çok uzaktan duyduğumuz ama kokusunu rengini bilmediğimiz birçok yeni yemekle de tanışmış olduk. Bunlardan biri de Gaziantep işi Beyran. Nasıl bulunmuş, neden böylesine mukavvi bir yemek Gaziantepliler için...

Efendim şimdi biz İstanbul’da lezzetli et döner yemek konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Malum İstanbul bir Ankara olmadığı için et döner mevzusu fazla karışık ve muammalı bir konu. Daha önce yazdığımız iki-üç dönerci cepte dursun biz bu sefer rotamızı Bağdat Caddesine doğru çevirelim. Kaliteyi uzakta ya da zincir et restoranlarında...

Kelle Paça demek kellenin sirke veya limonla terbiyelenmesi demektir. Böylece bu işleme paçalamak adı verilir. Yani patlıcan paça da olur, işkembe paça da olur, ayak paça da olur. Olur da olur. İşte Kellenin paçalandığı çorbaya da Kelle Paça Çorbası ismi verilmesi buradan geliyor. Ümraniye’ye yolumuz nadi düşer. Biz de her seferinde soluğu...

Çiğ Börek mi, yoksa Çi Börek mi tartışması süre dursun gelin sizi İstanbul’da 1950’den beri en meşhur Çiğ Börek yapan yerle tanıştıralım: Odabaşı Çiğ Börekçisi. Tarihi mi değil mi siz karar verin ama koca bir ailenin geçimi 2 TL’lik Çiğ Börekten sağlanıyorsa ve yarım asırdan fazla aynı bölgede duruyorsa özel bir...

Muammer Usta! Düşünün ki İstanbul’da sushi yokken o vardı. Aslen Niğde’li. Baba’dan Kelleci. Söğüş Kelle yapıyor. İçine de acımıyor ve bol soğan basıyor. Bugüne kadar -net değil-milyonlarca kelle ayıklamış. Beyoğlu’nda Çiçek Pasajı çıkışında karşı kaldırımda köşede mavi mütevazi bir el arabasında 40 küsur...

Yıl 1998. Annem “Kalk!” dedi. “Baban yeni bir pideci bulmuş Ümraniye’de, bizi oraya götürecek. Hem de Karadeniz Pidesi…” Ergen üniversite öğrencisi olarak böyle şeylere hayır diyemeyecek durumda olduğumuz için hemen giyindik tabii. Normalde bizim aile yemekleri Kadıköy’de Ekspress İnegöl Köftecisi‘inde...

Beyazıt, Nuru Osmaniye ve Mercan’ın tam ortasında bulunan tarihi Kapalıçarşı aslında tüm harbi yiyenler için bir derya. Eh, dile kolay 4000 dükkan, 25.000 çalışan ve yılda 91 milyon turist. Tüm bu insanları doyurmak için Kapalıçarşıdaki lokantaları araştırmaya başladınız mı, zaten kendinizi engin bir denizde buluyorsunuz. Şiş...