Fatih Kadınlar Pazarı Çevresinde Nerede Ne Yenir?

Büyükşehirlerin en güzel tarafı içinde bir sürü küçük şehir barındırması… Eğer İstanbul’da Eminönü’den taksiye atlarsanız 10 dakika içerisinde Siirtilerin, Bitlislilerin ve Vanlıların yerleşkesi Kadınlar Pazarı’nda Türkiye’nin doğusunu soluyabilir ya da 15 dakikada Nişantaşı’na geçip kendinizi Avrupa’nın lüks bir semtinde gibi hissedebilirsiniz.

Geçtiğimiz hafta yeni başladığımız Harbi Yiyorum televizyon programı çekimleri için Fatih Kadınlar Pazarı ve çevresindeki lezzet noktalarını gezdik.

İsterseniz bu kez grotesk görüntüleri ile Kadınlar Pazarı ve çevresinde şöyle lezzetli bir yolculuğa çıkalım.

Keyif almak, gözlemlemek ve tadına varmak isteyenler için bir kez daha lezzetli yerleri derledim size…

Gül Büryan

Sarnıçların gölgesindeki Kadınlar Pazarı’nda en önemli ve mutlaka yemeniz gereken ilk yemek Büryan. Bunu da henüz Kadınlar Pazarı dutlukken ilk büryancıyı açan Gül Büryan’da denemelisiniz. Tahsin Eldemir ve kardeşlerinin işlettiği Gül Büryan’ın kuruluş tarihi 1977. 

Kuyularda odun ateşinde saatlerce askılarda dikey vaziyette pişirilen büryanı aslında Siirt ve Bitlisliler kahvaltıda yiyor. İs kokulu ve ultra lezzetli bu kuzu etini Gül Büryan’da sabah 10:00’dan itibaren yiyebilirsiniz.

Bir detay: Siirtliler büryanı tercihen kemikli ve kemiksiz olarak, Bitlisliler ise sadece kemiksiz olarak servis ediyor.

Van Gıda

Kurutlar, pestiller, tane sumak ve daha birçok yöresel ürünün bulunduğu Van Gıda’da bizim en sevdiğimiz ürün otlu peynir. Bidonlara basılıp Van’dan gönderilen, ilkbahar mevsiminde baş gösteren yöresel otlar ile keçi sütlerinin harmanı olan bu peynirlerden deneyerek damak zevkinize uygun olanı alıp evinize götürebilirsiniz.

Mekanın sahibi Ekrem bey size bilgi verme konusunda seve seve yardımcı olacaktır. Ayrıca yöresel yemek tariflerine de olağanüstü hakim. 

Siz sorun o anlatsın.

Sur Ocakbaşı

Kadınlar Pazarı’nda yer gök Büryancı demiştim. Sur Ocakbaşı da bunlardan biri. Lakin benim size burada tavsiyem “Sac Kavurma” Kocaman bir wok tavada geliyor. Üç kişilik! Pide, lavaş Allah ne verdiyse içine dalıyorsunuz. Parmaklarınızı da yalayarak sac kavurma yiyorsunuz…

Sur Ocakbaşı’nda bir ikinci tavsiyem de “Perde Pilavı”. İkisi de mekanın imza yemekleri. Yeriniz kalırsa babaanne tatlılarını da deneyin. (Yeriniz kalırsa ama… Sonra beni suçlamayın!) 

Ek not: Burası aynı zamanda renkli kişiliği ile Master Chef programından tanıdığımız Mehmet Sur’un yeri. Mehmet şefi görürseniz, ısrar edin, size perde pilavının hikayesini anlatsın. 

Şimdi sarnıçların hemen dibine kadar yürüyün ve kaldırıma atılmış taburelere oturup birer çay/kahve söyleyin. 

Etrafı, insanları, esnafı ve günlük yaşayışı incelemeyi unutmayın. 

Devam edelim…

Baran Et Mangal

Hemen Sur Ocakbaşı’nın sokağından girer girmez yukarı yürürken sağda kalan Baran Et Mangal İstanbul’da yiyebileceğiniz en iyi kıyma kebabı ve şehrin en lezzetli küşlemesini yapıyor.

Bu benim görüşüm elbette! Ama tok gittiğim halde bu görüşüm değişmedi.

Kuruluşu 2014 olan Baran Et Mangal’ın ezmesi, salatası ve yoğurdu da çok iyi düşünülmüş, kurgulanmış, icra edilmiş. 

Tabii ki hiçbir şey öylesine olmuyor. Arkasında tecrübe ve büyük emek var. 

Hikayesini mekan sahiplerinden dinlemeden yola koyulmayın.

Şırdancı Mehmet

Aynı sokakta yukarıda solda bu kez Şırdancı Mehmet tabelasını göreceksiniz. Şırdanı bilen bilir. Tuhaf bir görüntüsü var.

Adana’nın bu meşhur yemeği son yıllarda sosyal medya sayesinde fenomen olup büyükşehirlerde yaygınlaşmaya başladı. Şırdan yer misiniz bilmem ama burada size tavsiyem Avşor isimli çorbadan mutlaka içmeniz.

Kuyularda tandırlanan kuzuların altlarındaki tepsilere akan yağlardan ve et suyundan yapılıyor. İçinde de yine et parçaları var. Aynı büryandaki gibi isli bir kokuya sahip ve havaların soğumaya başladığı şu günlerde tam anlamıyla şifa.

Dediğim gibi Kadınlar Pazarı tam anlamıyla Türkiye’nin doğusunun minik bir prototipi. Burada etler, sakatatlar, kelle ve işkembeler havalarda uçuşuyor. 

“Tatlı da tatlı!” dediğinizi duyar gibiyim.

Tatlı yerine boza içelim mi? 

Uğur Dündar ağabeyin geçenlerde Twitter’da istediği yerine gelmiş olsun hem. 

Uğur Dündar'ın Salih Seçkin Sevinç için daha önceki bir makalesi üzerine atmış olduğu tweet! 

"Bu yazıyı okurken kendimi gençliğimin semtlerindeki bildik sokaklarda dolaşıyormuş gibi hissettim. Salih Seçkin Sevinç güzel yazan, kolay okunan, iyi bir gurme. 

Fatih, Samatya ve Yedikule'yi dolaşmasını, tarihi Vefa Bozacısı'na uğramasını da rica ediyoruz." - Uğur Dündar

Vefa Bozacısı

1870 yılında Arnavutluk Prizren’den gelip Vefa’ya yerleşen ve bozacılık yapmaya başlayan Hacı Sadık Bey’in bozacılık kurgusu bugün hala devam ediyor.

Vefa Bozacısı’nda sadece tarçınlı, leblebili boza içmiyor aynı zamanda bir zaman tüneline giriyorsunuz. Türkiye’nin 150 yıllık tarihi geçmişine şahit olmak isterseniz mekanda etrafınızı dikkatlice incelemenizi tavsiye ederim.

sisede-boza-vefa-bozasi-03

Mesela kapının hemen karşısında Atatürk’ün boza içtiği bardağı görmeniz ve yine hemen kapı girişindeki mermerin insanların adımlarıyla nasıl aşındığına dikkat etmeniz tam olarak ne demek istediğimi anlatmaya yeterli olacaktır. 

Evet, Vefa’ya geçtik! 

Bu demek oluyor ki; ilerleyen haftalarda Vefa’daki lezzetlerin peşinde olacağız.

Gidenlere şimdiden afiyet olsun.

*Bu yazı 03.11.2019 tarihinde ilk olarak OdaTV‘de yayınlanmıştır.

En harbi lezzetler nerede öğrenmek için, Harbi Yiyorum – Youtube Kanalımıza abone olmayı unutmayın!

Salih Seckin Sevinc

Harbiyiyorum.com kurucusu. 2009'dan beri yeme-içme üzerine keşifler yapıyor. Araştırıyor, yiyor, içiyor ve yazıyor. 2018- "Ölüm Yolcusu Abdülüver'in Tuhaf Seyahatleri" 2016 - "Harbi Yiyorum - Türkiye'de Harbiden Nerede Ne Yenir?" 2015 - "Her Şeyin Başı Blog" 2014 - "Social Media for Real" 2012 - "Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya" kitaplarının yazarı. ODA TV "Lezzet Peşinde" köşe yazarı, Eylül 2019'dan bu yana Kültür TV'de "Harbi Yiyorum" programını hazırlıyor ve sunuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir