İçinde Bulunduğunuz Bölüm ‘Balıkesir’ Kategorisi

Hayatta iki şey konusunda eksik olduğumuzu 35 yaşından sonra anladık. Tost ve tosta verdiğimiz önem. Yıllardır “Ya ne yiyelim şimdi?” dediğimiz günlerin sonunda bir dilim peynir, üç-beş zeytin, iki dilim salatalık, iki dilim domates ve taze demlenmiş çay eşliğinde midelerimize indirdiğimiz tostların ve dahi tost kültürünün günümüzde...

Merhaba! Merhaba diye köfteci yazısı başlangıcı mı olur Allah aşkına? Arkadaş, hepimiz Instagram yazarlığına bağladığımızdan bu yana iyice şaşırdık. Geçici mecralara hallenen insanoğlu anlamlı bilgi aramaya çalıştıştığı andan itibaren Google’a girdiğini unuttu. Halbuki işte şu anda buradasınız ve bu yazıyı okuyorsunuz....

Aslında aşikar olan bir şeyi yazıyoruz. Cunda’ya gelip de Taş Kahve’de bir Türk kahvesi içmeden dönecek olursanız tavafınız eksik kalmış sayılacak, hele “Cunda’da Taş Kahve’ye uğramadım!” derseniz herkes size bir tuhaf bakacaktır. Hatta bırakın tuhaf bakanları, direk Allah çarpar! Bu tuhaf bakanlar da haklılar...

Mahalle fırını denen olay sizin için ne kadar önemli bilmiyoruz ama biz metropol yaşımını seçen faniler için fırıncı denen kavrama yabancılaştığımız gün gibi ortada. Fırıncımız bize, biz mahallemizin fırıncısına uzak bir yaşam sürdürüyoruz. Hiç insani değil! Oysa ki Cunda bildiğin klasik mahalle taş fırını var. Zaten bir tane:...

Dedik ki “Cunda’da tuhaf ve bir o kadar da çekici isimli peynirci var. Ama bunlar arasında gerçekten adada peynir üreten (mandıra) var mı?” Bir tane varmış. İşte bu da Saltık Mandıra. Kapısında, tepesinde tabela bile yok. Öğlen 3-4 gibi gittiğimizde plastik leğenlerde sıcacık lorları tezgahın üzerinde diziyordu ustamız. Peki...

Efendim herkesin bir uzmanlığı var. Bay Nihat’da da bu uzmanlığın balık mezeleri ve adaya uygun olarak hazırlanan ara sıcaklar olduğunu idrak ettik. Cunda’ya gelince Bay Nihat dışında yerlerde de balık mezeleri yiyebilirsiniz ama kalite/esnaflık açısından daha üst hizmet alırsınız. 1978 yılında Ahmet Nihat Bekit (Çok tonton bir...

Evet “Efsane!” ile tanışın: Fırında Kekikli Kuzu Kol. Yıkılıyor! İsmi efsane ama aslında restoranın sahibesi Emine abla (Emine Elik) daha bir efsane! Cunda’ya geldiğimizde soluğu Emine ablaların Lal Girit Mutfağı‘ında aldık ve dönene kadar neredeyse her akşam Emine ablaya misafir olduk. Bunun tabii ki bir tek sebebi var....

Bazen bir davet alırsınız. Bu davet içinde barındırdığı mesajdan daha fazlasını gerçekleştirmenize olanak tanır. Bizim için bu sefer Cunda böyle oldu işte. Daha önce de bizi çağırmıştı Cunda ama o böylesine olmamıştı. O zamanki tüm göstergeler “şimdi tanışmasak iyi olur” diyordu. Ama bu kez muhteşem oldu. Sırılsıklam...